Category archive

EDEBİYAT

HİÇ GÖRMEDEN SEVMEK

HİÇ GÖRMEDEN Işıkların bütün berrak parıltılarına rağmen içlerinde bir küskünlük taşıdığı, akşam yağmurlarının aniden bastırdığı bu sonbahar günlerinde beni yalnızlaştırıp kederlendiren, adını koyamadığım tuhaf bir şey var. Anlatması zor aslında. Garip ve derin bir özlem duyuyorum ama özlediğim insanın bir adı, bir yüzü yok, bu özlem beni öylesine korkutuyor ki sahibini bulmaya, tanımaya, ona bir… Devamı

İKİNCİ YENİ’NİN SEVGİLİSİ

BİR AKIMIN İLHAM KADINI :  TOMRİS UYAR İkinci Yeni’nin en önemli isimlerinden Cemal Süreya, Edip Cansever ve eşi olduğu Turgut Uyar’ın dizelerine dize katan bir kadın Tomris Uyar. Tomris Uyar öykü yazarı olmasına rağmen, İkinci Yeni denildiğinde akıllara gelen ilk isimlerden olmuştur. Çünkü bu kadın, bir akımı peşinde sürüklemiş, üç büyük şairin aşkıyla yaşamasını bilmiştir.… Devamı

TANPINAR, ŞEHİR VE KENT

TANPINAR’IN “ŞEHR”İYLE ÖZDENÖREN’İN “KENT”İ ÜZERİNE Tanpınar’ın şehir günlükleri diyebileceğimiz “Beş Şehir” edebiyatımızda bu konuda yazılmış ender eserlerden biridir. Eserde İstanbul, Ankara, Erzurum, Konya ve Bursa Tanpınar’ın tılsımlı bakışlarıyla yeniden yorumlanır. Tarih, kültür, mimari ve musiki gibi şehrin ruhunu oluşturan kimlikler, yazarla yürüyen bir bütüne dönüşür. Şehrin müşfik tarafı, insanla oluşturulan ahenkli yapıyla sunulur. Tanpınar, bir bakıma “modern bir şehrengiz” kaleme alır. Şehrin… Devamı

İKİNCİ YENİ ŞİİRİ

İKİNCİ YENİ ŞİİRİ POSTMODERN BİR HAREKET Mİ? Tanzimat’tan bu yana Türk şiiri, Batı edebiyatının tesiri ile birçok değişim yaşar. Türk şairleri, köklü bir geçmişi olan divan şiiri geleneğinden koparken daha çok Batılı şairleri takip ederler. Şiir estetiklerini şekillendirirken de Avrupa’da gelişen sanat ve edebiyat akımlarını merkez alırlar. Abdülhak Hamit Tarhan, Cenap Şahabettin, Tevfik Fikret, Ahmet… Devamı

TÜRK ŞİİRİNDE MODERNİZM

Türk şiiri, Tanzimat’tan sonra yönünü büyük ölçüde Batı’ya özellikle Fransız şiirine çevirmesinden bu yana Batı edebiyatını etkisi altına alan sanat akımlarından değişik derecelerde etkilenmiştir. Güçlü bir divan şiiri geleneğinin var olması, Türk şairlerinin Batı’dan aldıkları yeni değerlere uyum sağlamasını geciktirmiştir. Modern düşüncenin Osmanlıya yanlış kapıdan girmesi, Türk şiiri üzerinde derin etkiler bırakır. Gelenek ile yeterince… Devamı

SAİT FAİK VE ATTİLA İLHAN

Attilâ İlhan, “Onun en son arkadaşı benim” der. Sait’in ölümünden önceki yakın yıllar­da hep birbirlerini aramışlardır. Kim erken davranmışsa, Nisuaz’a bir bakar. Yok’sa, “Baylan’dadır” der. Oradadır. Sait kahvenin kapısından gü­lerek girer. Selâmı patlatıp ma­saya çökerken, koltuğunun al­tındaki gazeteleri ve Yenice pa­ketini masanın üzerine fırlatır. Gözlüğünü hangi cenabete koy­duğunu iç ve dış ceplerinde uzun uzun aranır.… Devamı

İSTANBUL’UN EDEBİYAT MEKÂNLARI

İSTANBUL’DA EDEBİYATÇILARIN MEKÂNLARI İstanbul’ da ilk kahvelerin görüldüğü 16. yüzyıldan itibaren bu mekânlardan bazıları genelde sanatçıların özelde edebiyatçıların toplanma yeri olmuş ve bazıları da dönemin ünlü bir edebiyatçısının sık sık gidip geldiği mekânlar olarak ünlenmiştir. Daha sonra Batılı tarzda cafélerin açılması ve meyhanalerin de çoğalmasıyla bu mekânlar, özellikle Cumhuriyet döneminde edebiyatçılar arasındaki iletişimin ve etkileşimin güçlenmesinde büyük rol oynamışlardır. Bu iletişim… Devamı

İSTANBUL’UN SULTAN ŞAİRLERİ

PAYİTAHT İSTANBUL’UN SULTAN ŞAiRLERİ (SEYF VE’L KALEM SAHİPLERİ) Osmanlı Padişahları, Osmanlı İmparatorluğu’ nun kuruluşundan itibaren, şairleri ve bilim adamlarını desteklemişler, özellikle Türk dilinin gelişmesinde çok büyük rol oynamışlardır. Şair ve bilim adamlarıyla çok sıkı bir ilişki içinde olmuşlar, pek çok Arapça ve Farsça eserin Türk kültürüne kazandırılmasında bizzat önderlik etmişlerdir. Bunun yegane sebebi, yeni kurulan imparatorluğun bilgi ve kültür seviyesini… Devamı

ÇARIN ŞEHRİ İSTANBUL – TSARGRAD

DOSTOYEVSKİ’NİN ESERLERİNE YANSIYAN İSTANBUL Avrupa edebiyatlarında İstanbul genellikle oryantalist bakış açısının yansıması olarak hayalî, gizemli ve egzotik Doğu’nun merkezidir. Rus edebiyatında ise İstanbul, “doğuya açılan kapı” olmasının yanı sıra Slavların ve Ortodoksların dinî ve politik merkezi olarak karşımıza çıkar. İstanbul, Ruslar tarafından Ortodoksluğun başkenti olarak görülür ve Rus çarlarına izafeten “Tsargrad” (Çarın şehri) olarak adlandırılır.… Devamı

TÜRK EDEBİYATINDA İSTANBUL

İstanbul, günümüze kadar Halk Edebiyâtı, Dîvan Edebiyâtı ve Yeni Türk Edebiyâtında olmak üzere, edebiyatımızın her döneminde bâzan mekân ve çevre olarak dolaylı şekilde, bâzan doğrudan doğruya konu olarak ele alınmış, işlenmiş; övülmüş veya yerilmiştir. İstanbul’un, Türk topraklarına dâhil olduğundan bu yana, her dönemde birçok esere konu olmayı başarmasının temelinde, hem pâyitaht olarak Osmanlı’ya uzun yıllar başkentlik… Devamı

ŞİİRİN ŞEHRİ İSTANBUL

PAYİTAHTTAN METROPOLE TÜRK ŞİİRİNDE İSTANBUL Türk şiirinin yayıldığı coğrafyaya bakıldığı zaman, İstanbul’un, değişmeyen bir başkent olduğu görülür. Gerçekten de ‘payitaht’ İstanbul, yüzlerce yıl Divan Şiirinin de merkezi olmuş, Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemi bu şiire yansımış, İstanbul’un yoksul semtleri ve insanı ancak Osmanlı’nın son döneminde bu şiirde yer bulmuştur. Türk şiirinin İstanbul dışına çıkışı ise ancak Kurtuluş… Devamı

BİR İSTANBUL ŞAİRİ YAHYA KEMAL

YAHYA KEMAL’İN İSTANBUL’U Bir iklimin manzarası, mimarisi ve halkı arasında halis ve tam bir âhenk varsa, orada, gözlere bir vatan tablosu görünür. İklimden anlıyan gerçek ve hassas bir sanatkâr, İstanbul’un eski semtlerinden herhangi birini, meselâ Koca Mustâpaşa semtini, yahut Eyüb’ü, yahut Üsküdarı, yahut da Boğaziçi’nin henüz millî hüviyetini muhafaza eden herhangi bir köyünü seyredince kat’i… Devamı

HEMİNGWAY VE YAZMAK

Ernest Hemingway yazılarını San Fransisco de Paula’nın dışında, Havana semtindeki evinin yatak odasında yazıyor. Evin güneybatı köşesindeki dört köşeli kulede özel bir çalışma odası olmasına karşın yatak odasında çalışmayı tercih ediyor; kulenin merdivenlerini ancak ‘karakterleri’ onu oraya yönlendirirse tırmanıyor. Tüm duvarlar beyaz boyalı kitaplıklarla örtülmüş; her yerden kitap taşıyor, eski gazeteler üst üste yığılmış, boğa… Devamı

CHARLES BUKOWSKİ

Bukowski kendisini şöyle tanıtır: “Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı tıraşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve… Devamı

MUTLU AŞK YOKTUR

ARAGON VE ELSA   Birisini çok sevseniz… Ona aşık olsanız… Hayranlık, dostluk ve şefkat bu aşkınızı beslese… Yıllarınızı birlikte geçirseniz… Onun için dünyanın en unutulmaz şiirlerini yazsanız… Ve, bir gün sizi yapayalnız bırakıp ölse… Perdelerinizi kapatıp her yanında onun izleri olan evinize kapansanız… Artık yanınızda olmayan sevdiğinizin anılarını düşünseniz… Sonra, artık size sahipsiz görünen odalardan… Devamı

DİVAN EDEBİYATINDA İSTANBUL

İstanbul klasik Türk edebiyatını derinden etkilemiş, Osmanlı edebiyat muhitinin merkezi olması sebebiyle doğrudan veya dolaylı olarak şair ve yazarların temaları arasında yer almıştır. İstanbul, pek az coğrafyaya nasip olan tabii güzelliği ve çeşitli manzaralarıyla şiire konu olmasının yanında fetihten sonra Türk-İslâm zevkinin ona kazandırdığı yeni çehre, bu çehrenin maddî öğelerini oluşturan mimarinin ortaya koyduğu muhteşem… Devamı

YENİ TÜRK EDEBİYATINDA İSTANBUL

Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyatında İstanbul, günümüze kadar gittikçe yaygınlaşan bir ilgi odağı olarak önemini korumuştur. Divan edebiyatında olduğu gibi yenileşme döneminde de İstanbul’un bir kültür merkezi olma özelliğini sürdürmesi, Anadolu’da doğmuş ve orada yetişmiş edebiyatçıların çoğunun zamanla İstanbul’a yerleşmesi, matbaacılığın ve ona bağlı olarak dergi, gazete ve kitap yayıncılığının İstanbul’da toplanması, edebiyat topluluk ve çevrelerinin… Devamı

HALK EDEBİYATINDA İSTANBUL

İstanbul, fetihten önce ve sonra Türk folklorunda ve halk edebiyatı ürünlerinde çeşitli özellikleriyle yer almıştır. Bunların başlıcaları menkıbeler, halk hikâyeleri, masallar, efsaneler, fıkralar, koşma, türkü ve destanlar, mâniler, ninniler, atasözleri, bilmeceler, tekerlemeler ve geleneksel Türk tiyatrosu örnekleridir. Halk edebiyatı ürünleri arasında fetihten önceki İstanbul’dan söz eden ilk eserlerden Dede Korkut Kitabı’nda (s. 117-118) İstanbul, bezirgânların… Devamı

DERİN HÜZÜNLERİN ŞAİRİ

Behçet Necatigil’in belirgin özelliklerinden biri de şiirlerinde mutsuzluğun, hüznün egemen olmasıdır. Fakat ondaki mutsuzluk, bilinen anlamından farklıdır. Büyük bir mutsuzluk değil, ama ince ve derin bir duygudur. Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Hâşim üzerine yazdığı bir denemede, Hâşim’in hayatı “kasten daralttığından” söz eder ve “Hâşim gözleriyle, galiba biraz da derisiyle yaşardı” der. “Hayatı kasten darlaştırmak!” Bu… Devamı

ORHAN VELİ’NİN AŞKLARI

Türk şiirinin efsanesi Orhan Veli aşklarını “Aşkın Resmi Geçidi” şiirinde anlatmıştı. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Yalnız Seni Arıyorum” kitabıyla evli bir kadın olan Nahit Hanım’a yazdığı aşk mektupları ise 64 yıl sonra ortaya çıktı. Ancak, o sıralar Orhan Veli’ye şiirler yazdıran bir başka kadın daha varmış: Bella Eskenazi ya da şairin seslenişiyle; düşes Öldüğünde sadece… Devamı

istanbullu

YAŞAR KEMAL

[masterslider alias=”ms-8-1″] DOĞANIN DİLİ     Yaşar Kemal’in anlatısal yaratılarını okurken sayfalar arasında sürekli esip duran bir esintinin varlığını duyumsamışımdır. Sözcükleri devindirip kanatlandıran, sürükleyici, çiçek kokularıyla yüklü, güzelduyusal oksijeni bol bir esinti… Düşünüyorum, nereden geliyor, nasıl oluşuyor bu esinti? Sorunun yanıtını arama, içlerinde kimi ipuçları barındıran başka sorulara yönlendiriyor beni: – Anlatıların, doğayı ve insan… Devamı

AHMED ARİF

Ahmed Arif’in şiirinin yapısını incelemek için, şiirine doğrudan eğilmek gerekmektedir. Ahmed Arif’in şiiri, -yaşadığı çevre- nin, Anadolu’nun yoksul insanlarının, zulme uğramış halkının ve kendisinin yaşadığı olayların akışının zaman ve mekan içindeki dinamiğinin yansımasıdır. Ahmed Arif’in şiirinin nesnesini* inceleyeceğiz. Çünkü bir yapıtın nesnesinin, yaratıcısının düşünsel ve temasal yaşamını yansıttığını düşünüyoruz. Sanatın nesnesi çok önemlidir. Yansıtılan insanların… Devamı

istanbullu

GABRİEL GARCİA MARQUEZ

[masterslider alias=”ms-7″]    YÜZYILLIK YALNIZLIK     Ağustos 1966 başlarında eşim Mercedes’le birlikte Yüzyıllık Yalnızlık’ın özgün elyazmalarını Buenos Aires’e göndermek için Mexico City’deki San Angel postanesine gittik. Paket 590 sayfa barındırıyordu ve üzerinde Editorial Sudamericana’nın edebiyat yöneticisi Francisco (Paco) Porrúa’nın adresi yer alıyordu. Postane görevlisi paketi tartının üzerine koydu, kafasında aritmetik hesabını tamamlayıp şöyle dedi:… Devamı

BAŞA DÖN