Category archive

İSTANBUL

HAÇLI SEFERLERİ VE İSTANBUL

BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ’NDEN FETHE KADAR BATILILARIN İSTANBUL’U ELE GEÇİRME ÇABALARI Tarihi kayıtların “şehirler kraliçesi” olarak bahsettiği İstanbul, tarih boyunca en önemli merkezlerden biri oldu. Önce Roma ardından Doğu Roma veya Bizans İmparatorluğu’na başkentlik yapan şehir her iki imparatorluk için de baş- kentten çok daha farklı anlamlar içermekte; göz kamaştıran güzelliği, stratejik konumu, zenginliği ve büyüklüğü… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ – EVLER VE SOKAKLAR

İSTANBUL KÜLTÜRÜ : EVLER VE SOKAKLAR Şimdi, bu anlattıklarımızdan yola çıkarak İstanbul estetiğinin ki bu estetik, İstanbul’da yüzyıllar içinde teşekkül eden yaşama kültürünün dışa vurmuş halidir ilkelerini kısaca özetlemeyi deneyebiliriz: İstanbul’un yedi tepesine yedi taç kondurulmak suretiyle, gece ve gündüz farklı güzellikler sunan göz kamaştırıcı bir siluet yaratılmıştır. Ufuk çizgisine yerleştirilen bu harika yapılar, ne… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ – YEDİ TEPEDE YEDİ TAÇ

İSTANBUL KÜLTÜRÜ: YEDİ YEPEDE YEDİ TAÇ Bir zamanlar hendeseden âbide zannettimdi; Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi, Senelerden beri rü’yâda görüp özlediğim Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim. Yahya Kemal İstanbul’un tarihî silueti, Sultan II. Bayezid’in üçüncü tepede, Eski Saray’ın hemen yanı başına yaptırdığı, 1505 yılında ibadete açılan Bayezid Camii ile yeni bir şekil kazanmış, oğlu… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ – ÇEŞMELER, SEBİLLER, ŞADIRVANLAR

İSTANBUL KÜLTÜRÜ: ÇEŞMELER, SEBİLLER, ŞADIRVANLAR Şimdi bomboş sebilden selviler bir şey sorar, Hatırlatır uzayan dem çekiĢleri, rüzgâr. Mermer basamaklarda uçuĢur beyaz tüyler. Ziya Osman Saba Su sanatları da İstanbul kültüründe özel bir yere sahipti. İslâm’n doğduğu coğrafyada su çok kıt olduğu için bir damlasını bile ziyan etmeme çabası, Müslümanları su ve sulama meselesi üzerinde önemle durmaya,… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ – AĞAÇLAR VE BAHÇELER

İSTANBUL KÜLTÜRÜ : AĞAÇLAR VE BAHÇELER O dehâ öyle toplamış ki bizi, Yedi yüz yıl süren hikâyemizi Dinlemiş ihtiyar çınarlardan. Yahya Kemal Mimarinin tamamlayıcı unsurları olarak düşünülen ağaçlar, tabiatla tabiata ilave edilen yapılar arasındaki denge ve uyumu sağlıyordu. Bunun için Osmanlı Türk şehirleri uzaktan bakıldığında, üzerine kuruldukları arazinin tabii uzantıları gibi görünürler. Başta İstanbul olmak… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ – TAŞ VE AĞAÇ

İSTANBUL KÜLTÜRÜ – TAŞ VE AĞAÇ Bâde-nûşân gibi doğru yolumuzdan sapmazız Avn-i Fir’avn ile şeddadî binalar yapmazız Yahya Bey İstanbul’un benzersiz silueti, Fatih’in Bizans’ın en önemli kiliselerinden biri olan Havariyyun Kilisesi’nin bulunduğu dördüncü tepenin üzerine yaptığı camiyle şekillenmeye başladı. Fatih Camii, İstanbul’a artık yeni bir inancın, medeniyetin ve estetiğin hâkim olduğunu dünyaya ilan etmekle beraber,… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ – SÜNBÜL SİNAN’IN RUHU

İSTANBUL KÜLTÜRÜ : SÜNBÜL SİNAN’IN RUHU Türk’ün âsûde mizacıyla Bizans’ın kederi Karışıp mağfiret iklîmi edinmiş bu yeri. Yahya Kemal Dördüncü Haçlı Seferi sırasında akıl almaz derecede tahribata uğrayıp yağmalanan İstanbul, fetih öncesinde bütün kaynakları kurumuş ve nüfusu elli binlere kadar düşmüşbir şehirdi. Esasen Bizans, büyük yapıcılığını VII. yüzyıldan itibaren kaybetmeye başlamıştır. Büyük bir depremde hasar… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ VE ESTETİĞİ

İSTANBUL KÜLTÜRÜ VE ESTETİĞİ Geldikti bir zaman Sarı Saltık‟la Asya‟dan. Bir bir Diyâr-ı Rûm‟a dağıldık Sakarya‟dan. Yahya Kemal Tarihî Yarımada çok eski bir yerleşim bölgesidir ve üst üste yığılmış, birbirini besleyen ve birbirinde devam eden kültürlere beşiklik etmiştir. Bu kültürler içinde, kendisinden öncekilere en saygılı davranan kültürün Osmanlı kültürü olduğu söylenebilir. İstanbul‟un fethinden kırk yıl… Devamı

FATİH, BELLİNİ VE RÖNESANS

Sultan II. Murad, başta şair ve musikişinaslar olmak üzere sa- natkârları koruyup kollar, fırsat buldukça onlarla bir araya gelip eğle- nirdi. Bursa ve Edirne saraylarında değerli musiki âlimleri yetişmiş ve bazıları eserlerini ona sunmuşlardır. Böyle bir padişahın çocuklarının estetik terbiyesine de özen göstermesi tabiidir. O halde çok sevdiği şehzadesi Mehmed’in ciddi bir sanat eğitimi aldığı… Devamı

KASIMPAŞA MEVLEVÎHÂNESİ

İstanbul Kasımpaşa’da 1625 yılı civarında tesis edilen tekke. Beyoğlu ilçesinde Sürûrî Mehmed Efendi mahallesinde bulunan mevlevîhâne, 1623-1631 yılları arasında Fırıncızâde Şeyh Sırrî Abdi Dede tarafından kurulmuştur. XVI. yüzyılın ikinci yarısında bir müddet boş kalarak harap olduktan sonra sırasıyla Halvetî tekkesi ve medrese olarak kullanılan Galata Mevlevîhânesi’ni ihya eden Abdi Dede, bu olayın ardından Konya Mevlânâ… Devamı

HALİÇ – FETİH VE TÜRK DÖNEMİ

II. Mehmed 1453’te İstanbul’u kuşattığında zincir yine Haliç’in girişini engelliyordu. Bizans’a yardım getiren hıristiyan gemilerine geçit vermek üzere aralanan zincir, o sırada henüz pek güçlü olmayan Osmanlı gemileri için önemli bir engel olmuş ve ancak 21 Nisan gecesi kadırgaların Galata sırtlarından Haliç’e indirilmesiyle fonksiyonunu kaybetmiştir. II. Mehmed ordusunu, şehri kara tarafından kuşatmak üzere Haliç’e inen… Devamı

HALİÇ – BİZANS DÖNEMİ

Roma İmparatorluğu’nun son yüzyılında ve Ortaçağ başlarından itibaren gelişen Byzantion’un IV. yüzyıl başlarında I. Constantinos tarafından Roma’nın yanında devletin ikinci başşehri yapılması ve Haliç’in Cibali ile Fener arasında Marmara yönünde uzanan yeni surlar inşası suretiyle genişletilmesi Haliç’e de iç liman olarak büyük imkânlar sağlamış oldu. Daha sonra Roma İmparatorluğu 395’te ikiye bölününce şehir Doğu Roma… Devamı

HALİÇ

İstanbul Boğazı’nın Marmara denizi ağzına yakın kesiminde karalar içine 8 km. kadar sokulan deniz girintisi. Sarayburnu-Galata arasından başlayarak önce batıya doğru uzanan, sonra da kuzeybatıya kıvrılan yay biçiminde bir girinti olduğundan Batılılar Haliç’e “altın boynuz” anlamında karşılıklar bulmuşlardır. Alibeyköy ve Kâğıthane derelerinin birleşmesiyle oluşan bir akarsu ağzının, jeolojinin Buzul çağı adı verilen döneminin sonunda sular… Devamı

AYNALIKAVAK SARAYI

İstanbul’da Haliç kıyısında Kasımpaşa ve Hasköy arasında büyük bir sahilsarayı. Evliya Çelebi’nin yazdığına göre, fethin hemen arkasından burada otâğ-ı hümâyun kurularak ganimetler dağıtılmış ve Fâtih Sultan Mehmed aynı yerde bir kasır, sofalar ile havuz, şadırvanlar ve hamam yapılmasını ferman etmiş, ayrıca 12.000 servi ağacı dikilmesini de istemiştir. Verilen sayı biraz mübalağalı da olsa buranın bir orman… Devamı

İSTANBUL LÜFER DEVRİ – 1

LÜFER DEVRİ     Bilmem ki size bu âlemi bütün şaşaası ile hikâye edebilecek miyim?         Asaf Muammer Hatırlama Faslı İstanbul’da yaşayanlar, Boğaziçi’nde tutulan balıkların dünyanın en leziz balıkları olduğunu biliyorlar mı? Eskiler buna inanırlardı, zaten hakikat de budur. İsterseniz yurt dışında herhangi bir lokantada lüfer ızgara sipariş edin. Önünüze gelene bakıp… Devamı

EVLİYA ÇELEBİ VE HASKÖY

EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİNDE HASKÖY VE TERSANE BAHÇESİ Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Hasköy’ü ve Tersane bahçesini anlatıyor; Tersane bahçesinin Fatih Sultan Mehmet’in Fetihten sonra  otağını ilk kurduğu yer olmasından, göklere uzanan servilerden, binlerce çeşit meyve ağaçlarından burayı, Tersane bahçesini Cennet’ten bir yer olarak tasvir ediyor. Devamı

İŞGAL GÜNLERİNDE İSTANBUL’DA YAŞAMAK

I. DÜNYA SAVAŞI VE İŞGAL SÜRECİNDE İSTANBUL’DA YAŞANAN SOSYAL VE AHLAKİ ÇÖZÜLME (1914-1922)   1. Dünya Savaşı ve sonrasında yaşanan işgal yılları İstanbul’da hayati sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. İstanbul halkı temel ihtiyaç maddele- rini bile temin edemez duruma gelmiştir. İstanbul bu süreçte uzun yıllar etkisini sürdürecek büyük bir sosyal ve ahlaki çözülme yaşamıştır. İstanbul’a… Devamı

EVLİYA ÇELEBİ VE KASIMPAŞA

EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİNDE KASIMPAŞA Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Kasımpaşa’yı ve Kasımpaşalıları anlatıyor.. Bellerinde çatal pala bıçaklardan gazi askerlere, ilim erbabı aba giyen  yüreği yaralı dervişlere, esnaf, tüccar ve marangozlara, hamamlarının tatlı sularından, sofralarında ki; beyaz kurabiye, beyaz simidi, papa şeftalisi, cem şah üzümüne Evliya Çelebi’nin anlatımıyla Kasımpaşa Ve Kasımpaşalılar ….     Devamı

BOĞAZİÇİ ANADOLU YAKASI

BOĞAZİÇİ ANADOLU YAKASI Anadolu yakasının günümüzde bilinen en eski yerleşim alanı, bir kültürede adını veren Fikirtepe yerleşmesidir. Tüm İstanbul çevresindeki tarih öncesi dönemine ait en önemli yerleşme, yakın çevresinde de benzeri bazı yerleşmelerinyer aldığı ve kendi içine kapanık bir kültür olan Fikirtepe Kültürü’dür. 1907’de Bağdat demiryolunun yapımı sırasında ortaya çıkarılanbu yerleşmeye ait çok önemli bazı… Devamı

İSTANBUL FOTOĞRAFLARININ TARİHİ

İSTANBUL’DA FOTOĞRAFIN VE İSTANBUL FOTOĞRAFLARININ TARİHİ Dünya üzerinde varlığını bildiğimiz hiçbir şehrin İstanbul kadar resmi yapılmamış, fotoğrafı çekilmemiştir. Çünkü hiçbir şehir İstanbul kadar derin ve geniş perspektifler elde edeceğiniz topoğrafik özelliklere sahip değildir. İstanbul ile ilgili günümüze ulaşan en eski çizili belge, muhtemelen Vipsanio Agrippa [d. MÖ 64/ö. MÖ 12] tarafından hazırlanan bir dünya haritası… Devamı

İSTANBUL’UN BEŞİNCİ KERE İNŞAASI

İSTANBUL’UN BEŞİNCİ KERE İNŞAASI Nedim’in XVIII. yüzyılın başlarında dile getirdiği meşhur, Bu şehr-i sıtanbûl ki bîmisl ü behâdır Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır dizesi ile başlayan kasidesini hemen hemen hepimiz biliriz de. Ondan yaklaşık yüzelli yıl önce, XVI. yüzyıl ortalarından günümüze seslenen İrem bağ budur dir her görenler Ki çıkmâk istemez ana girenler… Devamı

BEYOĞLU’NUN YERLEŞİM TARİHİ

BEYOĞLU’NUN YERLEŞİM TARİHİ ERKEN DÖNEM İstanbul’un yerleşim tarihinin ne kadar eskiye gittiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Kesin olarak bildiğimiz MÖ VII. yüzyılda [660], Megaralı kolonistlerden çok önce, İstanbul yarımadasının çeşitli devirlerde iskân edilmiş olduğudur. İstanbul çevresindeki ilk yerleşim izlerine bugün Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan Yarımburgaz [Küçükçekmece] Mağarası’nda rastlanır. Ülkemizin bilinen en eski yerleşmesi… Devamı

İSTANBUL’UN YENİLENMESİ

İSTANBUL’UN İSKANI VE ZAMAN İÇİNDEKİ YENİLEMELER Bir şehir, farklı türde insanlardan oluşur; benzer insanlar bir şehir meydana getiremez. Aristoteles [Aritoteles 1993, 32] 2000’li yılların başına kadar zaman zaman bazı itirazlar ve karşı söylemler olsa da, İstanbul’un ilk kuruluşunun M.Ö. 660 tarihinde kendilerine yeni bir yurt arayan Megaralı kolonistler tarafından bugünkü Sarayburnu bölgesinde Byzantion adıyla kurulduğu… Devamı

BOĞAZİÇİ RUMELİ YAKASI

BOĞAZİÇİ RUMELİ YAKASI Boğaziçi’nin Rumeli yakası nerede başlar? Günümüzde Karaköy Köprüsü’nün başlangıç noktası esas alınmakla birlikte bu, köprünün yapımından itibaren geçerli bir kabuldür. Geçmişte bu tür bir ayırım noktası yoktur. Genelde İstanbul’un Rumeli yakası denince  Kağıthane Deresi’nin oluşturduğu vadide Rumeli feneri’ne kadar olan sahil ve gerisindeki alanlar akla gelirdi. Ancak biz modern zamanları göz önüne… Devamı

BEYOĞLU SARAYLARI

SARAYLAR, KASIRLAR, KONAKLAR VE EVLER Beyoğlu ilçesinin bugünkü bilgilerimiz doğrultusunda “saray” olarak niteliyebileceğimiz ilk yapısı 1316 yılında yapılan “Palazzo del Comune”dir. Cenevizliler, Bizansla 1304’te imzalanan antlaşma sonrası elde ettikleri imtiyazlar neticesinde Piazza denilen ana meydanın yakınında “Palazzo del Comune” denilen ve Podesta’nın [Cenovalı Yönetici] makamı olarak kullanılan bir bina yaptırırlar [Eyice 1994: 407]. 1315 yangınından… Devamı

İSTANBUL’UN GELİŞİMİ

KONSTANTİNOPOLİS’TEN KONSTANTİNİYYE’YE İSTANBUL’UN FİZİKİ GELİŞİMİ Globalizm ve gelişen dünya ticareti Türkiye’yi ve onun en önemli şehri olan İstanbul’u yeniden oluşan dünyanın merkezine taşıdı. İstanbul’un Tokyo ile yedi saat, New York ile aksi istikamette yedi saat farkı var. İstanbul gerek bu özelliği gerekse yer aldığı konum nedeniyle yüzyıllardır bölgenin cazibe merkezi olması açısından eski görkemine kavuşuyor… Devamı

İSTANBUL YALILARI

YALILAR “Yalı” sözcüğü; denizin kıyıyı yaladığı yer anlamında “yalamak” fiilinden türemiş bir kelimedir. Bir de günümüz de unutulmuş bir sözcük vardır: Zaman zaman denize bitişik arsaların tapularında gördüğümüz “leb-i derya. Farsça “leb” [dudak] sözcüğü ile “derya” [deniz] sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşan bu sözcük “deniz kıyısı” anlamında kullanır. Sözlükler “yalı”yı, deniz, göl ya da ırmak kenarı, düz… Devamı

KRAL BYZAS’IN ŞEHRİ : BYZANTION

İstanbul, günümüze kadar onlarca kez isimlendirildi. Byzas’ın Byzantion’u, Büyük Konstantin’in Konstantinopolis’i, Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinin Kostantiniyye’si (birçok cildinde İslambol olarak kullanılmış.), Osmanlı döneminin Dersaadet (Mutluluk Kapısı)’i veya Payitaht (Tahtın Ayağı veya Başkent)’ı, İstanbul olarak ise 1928’de Latin harflerine geçildikten sonra Türkçeleştirilmiştir. Asıl konumuz olan Kral Byzas’ın Byzantion’unu dilimiz döndüğü kadarıyla anlatmaya başlayalım. Fransız gezgin Pierre Gilles… Devamı

OKÇULAR TEKKESİ

Osmanlı Türkçesinde keman, yay; keş de çeken anlamındadır. Kemankeş ise yay çeken, yâni okçulara verilen isimdir. Okçuluk bizim tarihimizde çok önemli bir yer tutar. Ashâb-ı kiram arasında Aşere-i Mübeşşere’den olan Sa’d bin Ebî Vakkas, İslâm’ın gelişme sürecinin önemli savaşlarından biri olan Uhud Gazası’nın ölüm kalım mücadelesi verildiği en tehlikeli anlarında, Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Sa’d’a elindeki… Devamı

İSTANBUL’UN İŞGALİ

İNGİLİZ BELGELERİNDE İSTANBUL’UN İŞGALİ İstanbul’un 16 Mart 1920 günü İtilâf Devletleri tarafından işgali, Millî Mücadele’nin bir dönüm noktasını teşkil ettiği kadar, hem Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’dan bu tarihe kadar olan kurtuluş faaliyetlerinin işgalci devletler üzerindeki etkisini göstermesi ve hem de, işgalci devletler arasındaki, rekabet ve menfaat mücadelelerini ortaya koyması bakımından, Millî Mücadele’nin önemli bir olayını… Devamı

İSTANBUL KAHVEHANELERİ

KAHVE NEDiR VE NEREDEN GELiR, NEREYE GiDER? Avrupa dillerindeki “cafe”nin türetildiği, Latince “coffea”nın Güney Habeşistan’da başlıca kahve üretim merkezi “Kaffa”dan geldiği ve dolayısıyla Afrika’daki bu yüksek yayla bölgesinin kahvenin anavatanı olabileceği dü§ünülmektedir. Bu görüşe göre, kahve hamur şekline getirilerek yenildiği Habeşistan’dan Yemen’e getirilmiş ve sonradan burada yetiştirilmiştir. Arapça “kahva” kelimesinin de “Kaffa”nın değişime uğramış §ekli olduğu ileri sürülmüştür. Kahveyi ilk keşfeden… Devamı

İSTANBUL’UN KURULUŞU

I. Constantinus Konstantinopolis’in Kuruluşu   MÖ 7.yüzyılda Sarayburnu’da bir Yunankoloni yerleşmesi olarak kurulan Byzantion kenti, MÖ 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Ancak bu küçük Roma kentinin kaderi 330 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus (324-337) tarafından imparatorluğun yeni başkenti olarak seçildiğinde bütünüyle değişti; kurucusunun adıyla Konstantinopolis olarak anılan kent, Geç Antik dünyanın merkezi haline geldi. Konstantinopolis,… Devamı

AYASOFYA

Bizans devrinde İstanbul’un en büyük kilisesi iken fetihten sonra şehrin baş camii haline getirilen ve etrafında zamanla bir külliye teşekkül eden mâbed. Fetihten sonra şehrin en büyük mâbedi olan Hagia Sophia Kilisesi Fâtih tarafından Ayasofya adıyla fethin sembolü olarak camiye çevrilmiş ve ilk cuma namazı da burada kılınmıştı. Bu sebeple daha sonra fethedilen diğer şehirlerdeki… Devamı

İSTANBULENSİS

Dünyanın en nadir çiçeklerinden biri İstanbulensis (İstanbul çiğdemi) ve baharla birlikte sadece adını taşıdığı şehirde İstanbul’da, yazın ve nisanın en güzel rengi olan sarı yapraklarını uzun sürmüş kış günlerinin sona erdiğini anlatır gibi bahara, gün doğumuyla birlikte yapraklarını gün batımına kadar o ılık melteme açar. Türkiye’de sadece İstanbul’da yetişen 18 endemik bitki türünün arasında yer… Devamı

FATİH’İN ÖLÜMÜ VE YAĞMALANAN İSTANBUL

İstanbul’da ilk askerî isyan, bu şehrin fatihi II. Mehmed vefat ettiğinde yaşandı. İstanbul gibi stratejik bir şehri 1453’de fethederek Osmanlı ve dünya tarihinin gidişatını değiştiren Fatih Sultan Mehmed, nikris hastalığından muzdarip olduğu için son zamanlarında adım atmakta bile zorluk çekmekteydi. Hastalığına rağmen ordunun başında, büyük ihtimalle Mısır’a sefer düzenlemek üzere 27 Nisan 1481’de İstanbul’dan ayrıldı.… Devamı

DERSAADET VE ÜÇ İSTANBUL

Dersaadet olarak da isimlendirilen İstanbul, 19.yüzyılın ortalarına kadar idari yapı ve yargısal açıdan dört ayrı bölüme ayrılmıştı. Bunlardan ilki İstanbul Kadılığı’nın yetki sahası olan ve İstanbul Metropolünün kent merkezi kabul edilen Suriçi’dir. Galata, Üsküdar ve Eyüp’ten oluşan Bilad-ı Selase ise bu metropol alanın kazalarıdır. “ Üç Belde” anlamına gelen Bilad-ı Selase ayrı kadılar tarafından yönetilmiştir.… Devamı

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL’UN LOKANTALARI

Yüzyıllar boyu, karnı aç, parası az, garibanı, işsizi, memleketinden ekmek derdiyle gurbete düşmüş insanları; gezginci ya da dükkânlı çorbacı, kebapçı, kuskusçu, pilavcılar, aşevi ya da aşhaneler doyurdu durdu. XIX. Yüzyılın ikinci yarısından baş­layarak, önce tuzu daha kuru esnaf ve tüccarın devam ettiği ve adını İtalyanca “lo­canda” sözcüğünden alan “lokanta”lar açıldı. Ardından, daha şık ve özenli… Devamı

OSMANLI İSTANBULU

Klasik Çağ Osmanlı İstanbulu, geleneksel siluetini 16. yüzyılda kazanır.  Göğe yükselen minareler, geniş kubbeler, ilk bakışta şehrin görkemini zihinlere yerleştiren kamusal sembollerdir. Fatih, Bayezid ve Süleymaniye’nin insanı ezen anıtsal imgeleri, şehrin kimliğini adeta zaman ötesine taşır. Bu kimlik geç Rönesans dünyası tarafından algılandığında, etkisi bütün bir Osmanlı dönemine yayılacak olan “Gran Turco” imgesi doğar. Bu… Devamı

KASIMPAŞA

GÜZELCE KASIM PAŞA CAMİİ CAMİ-İ KEBİR Kasımpaşa, Byzantionlu Dionysius’un açıklamasına göre MS II. yüzyılda “Khoiragia” adıyla anılan bölge notos [lodos] rüzgârlarına açık, ağaçlarla kaplı bir alandır. Buendelmonti’nin 1422 tarihli gravüründe ise Kasımpaşa, Piyale Paşa Vadisi ile Dolapdere Vadisi boyunca gelişen iki derenin birleşmesiyle oluşan bir su yoluyla kendini belli etmektedir. Bölge, Galata Surları’nın dışında üzerinde… Devamı

İSTANBUL KÜLTÜRÜ

Daha XVI. yüzyıl ortalarında Latifi isimli bir şairin, Evsâf-ı İstanbul isimli şiirinde İrem bağ budur dir her görenler Ki çıkmaz istemez ana girenler ……………………… Öğme ey hâce bize Hind ü Hıtâ vü Hoten’i Bundadur lutf ü şeref buna Stanbul dirler. diyerek anlattığı İstanbul çok uzun yüzyıllar boyu gerçekleştirdiği kültürel gelişimle hem ülkemizin, hem de dünyanın… Devamı

İSTANBUL VE MİMARİ

İstanbul bir şehir idi, Herhangi bir şehir değil. Károly KÓS  Aristoteles (MÖ 384-322) bir anlatısında “Bir şehir, farklı türde insanlardan oluşur; benzer insanlar bir şehir meydana getiremez.” demektedir. Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce söylenen bu sözler bize şehrin insan yaşantısındaki önemini vurgular. Gerçek şehirlerde dilin, dinin, rengin ve ırkın üstünlüğü yoktur; herkes dilediği yaşantıyı sürdürür.… Devamı

ŞEHRİN RUHU

Kent: Kimlik ve Ruh Kentler kimlikli yapılardır. Her kent kendi yapısına özgü bir kimlik, kişilik, imaj ve yaşam giyinir. Her kent bir dil ve gramer geliştirir; o kentte yaşamanın, ona tutunmanın yolu kentin dili ve gramerini çözmekten geçer. Kente kimliğini ne verir? Kent kimliği bir bileşendir ve belli başlı aktörlerin ortaklaşa ürettiği bir zemindir. Kimliğin… Devamı

İSTANBUL TÜRKÇESİ

Nedim ve Nabi’de İstanbul Türkçesi   İstanbul Türkçesi deyince aklımıza şunlar geliyor: 1. İstanbul ahalisinin konuşma dili, 2. Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kullanılan edebî dil, 3. Resmî dil (devletin yazışma dili). İstanbul Türkçesi, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethet- mesinden bu yana devletin başkenti olan İstanbul’da zaman içinde gelişmiş, işlenmiş ve yerleşmiş olan Türkçedir. İstanbul Türkçesi,… Devamı

İSTANBUL LALE DEVRİ VE İSYAN

XVII. Asır başlarından itibaren Osmanlı Devletinde sistemi idame ettiren kurumlarda yaşanan çözülme ve ardından XVIII. Yüzyıldan itibaren gelişen olaylar nazarında değişimin bir gerileme, kötüye gidiş olarak algılanmaya başlandığı görülmektedir. Bunun paralelinde Osmanlı, yükselen Batının ekonomik, askeri, politik ve teknolojik alanda gerisinde kaldığını da kabul etmeye başlaması bilhassa meydana gelen askeri yenilgilerin ardından devlet çözüm arayışına girmiş… Devamı

Roma ve İstanbul; eski ve orta çağlar dünyasının bu iki metropolünün bir özelliği; etrafındaki surların büyük ölçüde ayakta kalmasıdır. İstanbul surları şehrin batısı (Kara surları), güneyi ve doğusunda (Marmara Surları) elan ayaktadır. Haliç kıyısındaki surlar, zamanında zayıf yapıldığı için yıkılmış, kısmen ayakta kalmışlardır. Şehrin en güçlü surları Batı cephesidir (Kara surları) ve bunlar kuruluştan yüz… Devamı

www.istanbullu.tv

BİZANS İSTANBULU

ROMA’NIN DÜŞÜ DOĞU’NUN BAŞKENTİ KONSTANTİNOPOLİS Büyük Roma İmparatorluğunun içinden doğmuş, ilk yüzyıllarında ona öykünmüş, sonra kabullendiği yeni din Hristiyanlığın ve Hellenistik kültürün etkisiyle ondan uzaklaşmaya başlamış, İkonaklazm da denilen “puslu bir dönem” geçirmiş, 9.yüzyıldan itibaren, özellikle Makedonya ve Kommenos hanedanları dönemlerinde kişiliğini bulmuş, tüm kurum ve kuruluşlarıyla Hristiyan bir Orta Çağ devleti haline gelmiştir. 1204… Devamı

İMPARATORLUKLAR ŞEHRİ

İstanbul, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir. Şehir çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuş ve tarihsel süreçte… Devamı

İSTANBUL DEVLETİ

İNGİLİZLERİN İSTANBUL DEVLETİ KURMA PLANI Bilindiği gibi 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Anlaşmasına göre Sultan’ın ve Osmanlı hükümetinin İstanbul’da (Constantinople) kalmasına izin veriliyordu. Ama ırk, din ve dil olarak azınlık durumunda olan gurupları korumak bahanesiyle gerektiğinde Osmanlı’nın başkentini işgal etme yetkisini de Müttefik Devletler kendisine tanımıştı. Hikayenin bundan sonra nasıl geliştiğini hepimiz biliyoruz. Pek bilinmeyen… Devamı

FATİH’İN İSTANBULU

FÂTİH SULTAN MEHMED TARAFINDAN İSTANBUL’UN YENİDEN İNŞAASI «İstanbul’u Sultan Muhammed Han Yapdı» (NEŞRÎ)   Fetihten önce İstanbul ancak ölü bir şehirdi. Fâtih Mehmed onu, tek­rar siyâsî ve iktisadî bir imparatorluk merkezi yapmak için büyük bir ener­jiyle çalıştı; bunun netîcesinde, şehrin yeniden inşaasında olduğu kadar hızla iskân edilmesinde de hayli mesafe katetti. Çok sayıda kaynaktan elde… Devamı

GALATA

  Semtin adının, çevresinde ahırlar bulunmasından dolayı “süt” anlamına gelen galaktus veya İtalyanca “merdivenli yol” demek olan calatadan geldiği ileri sürülmekle beraber kelimenin menşei tam olarak aydınlanmış değildir. Buraya genel olarak Bizans döneminde “karşı” mânasında Pera denirdi. Bu kelime, yabancı tüccarların yaşadığı bölgeye karşı yerli Bizans halkının yabancılığını da ifade etmekteydi. Klasik Osmanlı devrinde bugünkü… Devamı

BAŞA DÖN