Category archive

YUSUF KARUÇ

YALANLAR

Günlerdir televizyonlarda, sokaklarda, siyasi sloganları ve seçim vaatlerini duyduğumda; Kübalı yazar Jose Marti’nin Bulantı adlı kısa öyküsünün başlangıcında ki, o keskin ve sade cümleyi hatırlıyorum. Parazitli Radyodan odanın içine dağılan seslerin arasında; “Yalanların senin kandıran yalanların” diye başlıyordu öyküsüne yazar Jose Marti. Ve yüzümde soğuk bir tebessümle Luka Maksimoviç’i anımsıyorum. Yalan değil, alışılmış siyasetin gerçek… Devamı

LİDERLER VE SİYASETİN SESİ

Bütün seslerin tek bir sese dönüştüğü ve o tek bir sesin hep aynı sözlerle tekrarladığı cümlelerin gittikçe büyüyen bir gürültüyle artık anlaşılmadığı günlerde, Türkiye’de siyaset kendine; hep ötekileştirilen ve ötelenen büyük ve sessiz bir kalabalığın nefesiyle, başka ve yeni sesler bulmuştur. II. Dünya Savaşı’ndan sonra iç ve dış siyasi, sosyal, askeri ve iktisadi nedenlerle Cumhuriyet,… Devamı

HACI SÜLEYMAN SOKAĞI (1)

HATIRLAMAK Annemin söylediği o türküyü ; Duyabilir miyim şimdi, duvarlarına dayasam kulaklarımı uyur uyanık bir düş gibi yaşadığımız o eski zamanların sesini, Dokunabilir miyim kelimelerimle o eski sevgilerin ellerine, “Ben halayın başıyam le le İncili yüzük taşıyam … Bu sokağa ne zaman gelsem, o evin karşısında ki apartmanın merdivenlerine oturur, sessizce bir sigara yakardım. Eski… Devamı

SUYA YAZILANLAR (1)

Suyu düşün demişti; o çok uzun ayrılmış nehirlerin                                                             kavuştukları yerleri. Kurşuni renkte ki göğün ucunda günün son mavisi solmuştu. Önce bir bulut uğultusu, otelin camlarında… Devamı

ŞEHİR VE GİTMEK

Yazın son günleri, ıslak bir rüzgar şehir ışıklarının parıldadığı karanlık denizin üzerinde dalgalanıyor. Gökyüzünde yanıp sönen yıldırım uğultuları, denize vuran yağmur damlalarının sesleri, dudaklarımda eski bir şarkının ıslığına düşüyor. Burayı seviyorum. Şehir burada, Her birinden başka bir görüntünün yansıdığı, geçmişin ve geleceğin şimdiye, şimdininse sonsuz bir zamana karıştığı kırılıp, dağılmış büyülü bir aynanın parçaları gibi… Devamı

ZAMAN KAYBOLMAZ

Sokak lambaları sönmüş, laciverdi bir gecenin son damlası külrengi bulutlarının arasında kararsız bir günün ilk ışımasına, dakikalar sonra da sarı bir bahar sabahına bırakmıştı kendini, kırmızı kiremitli çatıların üzerinden beyaz kanatlarını mavi bir boşluğun içerisine düşermiş gibi bırakan martıların sesleri, caddeden hızla geçen arabalar, köprüden telaşla gelip giden metro, Haliç’in üzerinde ki yolcu vapurları hepsi… Devamı

Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedim Bir peri suret görünmüş bir hayal olmuş sana” Karşıda yıldız tozu gibi parıldayan şehrin ışıkları bir göz kırpması sanki uzak büyülü bir çağrı, karanlık denizin üzerinde dalgalı bir ay ışığı. Yol isteyen şileplerin uğultusu karışıyor balıkçı motorlarının seslerine bir martının suya değiyor kanatları. Bir şey var bu… Devamı

BAŞA DÖN