İKİNCİ YENİ’NİN SEVGİLİSİ

in EDEBİYAT

BİR AKIMIN İLHAM KADINI :  TOMRİS UYAR

İkinci Yeni’nin en önemli isimlerinden Cemal Süreya, Edip Cansever ve eşi olduğu Turgut Uyar’ın dizelerine dize katan bir kadın Tomris Uyar. Tomris Uyar öykü yazarı olmasına rağmen, İkinci Yeni denildiğinde akıllara gelen ilk isimlerden olmuştur. Çünkü bu kadın, bir akımı peşinde sürüklemiş, üç büyük şairin aşkıyla yaşamasını bilmiştir. Böyle bir kadındır Tomris Uyar, ardından bir şiir demeti bırakan, İkinci Yeni’nin sevgilisidir.
Tomris Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, İkinci Yeni.

Tomris Uyar 1941 yılında doğmuştur. Öykü yazarlığı ve çevirmenlik yapmanın yanı sıra başka türlerde de eserler vermiş olan Uyar; İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirmiştir. Tomris Uyar Papirüs dergisinin kurucularından biridir. Eserleri döneminin belli başlı dergilerinde -Varlık, Yeni Dergi, Soyut- yayınlanmıştır. Başarılı hayatının yanı sıra bir akımın da ilham perisidir bu kadın. İkinci Yeni’yi İkinci Yeni yapan Cemal Süreya, Turgut Uyar ve Edip Cansever’in gözünün içine baktığı kadındır. Ve çoğu kimse onun için şu cümleyi kurar: O sahip olunamayan kadınlardandı!

“Tomris Uyar’ı edebiyat dünyası gencecik bir kadınken tanıdı. Gazeteci-şair Ülkü Tamer’in eşi deneme ve öykü yazarı Tomris Tamer olarak… Tamer ile evliyken âşık oldu Cemal Süreya’ya… İkisi de evliydiler, ikisi de birbirleri için boşandılar eşlerinden ve bugün bile, ‘Türk edebiyatının en verimli aşkı’ tanımını hak eden üç yılı birlikte geçirdiler. Verimliydi aşkları, çünkü Cemal Süreya aşk dolu, cinsellik yüklü en güzel şiirlerini onun için yazdı. Yaşadıkları şeyin ne kadar derin olduğunu anlamak için, Süreya’nın şu dizeleri yeterli olur sanırım:

“Ayışığında oturduk
Bileğinden öptüm seni
Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni
Kapı aralığında öptüm
Soluğunda öptüm seni
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni
Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni
Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni
En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni…”

Nedim Attila 2013’te bir gazetede yazdığı yazıyla olduğu gibi anlatmıştır Cemal Süreya ve Tomris Uyar aşkını. Bu aşkın bir tarafı olan Cemal Süreya, en güzel dizelerini Tomris Uyar için yazmıştır. En son raddede duygularının en tepeye vuruş yaptığı dizeler olarak “Ama Senin” şiiri bunu gösterebilirdi;

“Daha nen olayım isterdin,
Onursuzunum senin!”

Tomris Uyar’ın en heyecanlı aşkı olan Cemal Süreya ile ilişkisi üç senenin sonunda bitti ve geriye güzel bir dostluk kaldı. Tomris Uyar, Turgut Uyar dışında aşkları ile ilgili olarak çok az konuştu. Bir defasında Cemal Süreya ile ilişkisi hakkında soru sorulduğunda şu şekilde bir yanıt vermişti: “Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. ‘Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikâyen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim; benim ağzımdan kimse duymayacak’ dedi ve doğrusu hiç yazmadı.”

İkisi de aşklarını hiç anlatmadı. Çünkü yaşanmış ve geride kalmış bir aşka ancak saygı duyulurdu. Dostlukları ise her zaman sürdü.

Tomris Uyar’ın yaşamının en uzun soluklu sevdası Turgut Uyar’dır. Turgut Uyar’la tanıştığında Cemal Süreya’dan ayrılmak üzeredir Tomris Uyar. Turgut Uyar ise eşinden ayrılmış ve çocuklarıyla birlikte İstanbul’a gelmiştir. Tam olarak tanışmaları budur işte. İlk defa adamakıllı oturup konuşmuşlar ve birbirlerini tanıma fırsatı bulmuşlardır. Ardından mektuplaşmaya başlamışlardır. Mektupların içeriği, hiç kuşkusuz Turgut Uyar ile evlenmesine yol açacak neden olan, şiirdir. Turgut Uyar bu mektuplaşma döneminde bir sıkışıklık hali içindedir. Tomris Uyar ise bunun farkındadır. Kişisel olarak yaşadığı problemlerden ötürü şiiri bırakan Turgut Uyar yedi yıldır şiir yazmıyordur. Bir ilham perisi olarak adlandırabileceğimiz Tomris Uyar ise Turgut Uyar’ı yeniden yazdırmıştır o dönemde. Turgut Uyar’da, bu kadının ısrarı, ricası, konuşması üzerine tekrar şiir yazma isteği yeniden doğmuştur.

Turgut Uyar hiç şüphesiz bu kadına aşık olanların en şanslısıdır. Biricik karısına olan sevgisini şu dizelerle dile getirmiştir:

“Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz
kış gecesi amcamızdır, bahar yakından kardeşimiz
alır başımı Erzincan’a giderim seni düşünmek için
dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor
kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için
bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur
ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan
durmadan
dağ biraz daha benden, deniz her zaman senden
hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan
kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm
seni övdüğüm zaman
güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda
seni övdüğüm zaman…”

Bu dizelerden Turgut Uyar’ın Toris Uyar’ı adeta kaçırırcasına sevdiğini söylemek mümkün. Bu sevgi hastalıklı bir sevgi olma ile tutkulu bir şairin dizeleri arasına gidip gelen bir sevgi. Tomris Uyar ise Turgut Uyar’ın kendisine olan sevgisini şu şekilde ifade ediyordu: “Turgut, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabet söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”

Sevgisini aynı zamanda kaygıyla örenlerden Turgut Uyar. Şüphesiz İkinci Yeni’nin o muhteşem isimlerinden en şanslısı aşk adına da. Bu yüzden sevgili eşi Tomris Uyar’a bu denli kaygıyla yaklaşır, haklıdır da. Kim bilir bilmediği kaç kişi daha deli gibi aşıktır sevdiği kadına…

Ve Edip Cansever… İkinci Yeni’nin ustalarından, Tomris Uyar’a hayran bir diğer şair. Bu hayranlığı İstanbul’daki edebiyat çevrelerinin iyi bildiği bir gerçektir. Ve Turgut Uyar’a işte tam da bu noktada hak vermek gerekir. Cansever “Seni görünce dünyayı dolaşıyor gibi oluyor insan sanki” diyordu ve her doğum gününde yeni bir şiir yazıyordu Tomris Uyar’a. Tomris Uyar Cansevere’e hep bir dost ve değerli bir şair gözüyle baktığı bilinir. Ama Edip Cansever için bunu söylemek pek mümkün olmamıştır. Şair ona, “Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı.” diye seslenmiştir, o meşhur ‘Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir’de. “Adını yenile bu yıl ama bak Tomris Uyar olsun gene” der ısrarla… Edip Cansever’in Tomris Uyar için yazdığı en güzel şiirlerinden biri şudur:

“Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet’nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Yok bir yanıtın ”nereye” diyenlere
Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler’den Hisar’a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.”

Tomris Uyar, ölümünden kısa bir süre önce, Edip Cansever’in kendisini daha çok etkilediğini söyleyecektir ama eleştirmen tavrından vazgeçmeyerek: “Daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. Tekrarı seven bir şair…”

Tomris Uyar, Edip Cansever için şunları da söyleyecektir:
“Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

Tomris Uyar’ın söylediği bu sözlerden, gerçek aşkı Edip Cansever olarak mı gördü sorusu geliyor akıllara. Fakat kaynaklarda onunla kurduğu edebi dostluk dışında bir ilişki görünmüyor. Önümüze çıkan tek şey Edip Cansever’in Tomris Uyar’a deli gibi aşık olduğudur. Bu aşkın dile getirilişini net olarak şu dizelerinde de görebiliriz;

“Tomris rakıyı çok severdi, bense onu.”

Ve evet, Edip Cansever Tomris Uyar’ı uzun bir yolda yürürken hiç görmemiştir.

Bir akımı peşinden sürükleyen kadındı Tomris Uyar. Dilediği gibi yaşamış, umudu, aşkı, sevgiyi ve edebiyatı hiç yüreğinden eksik etmemişti. Ona karşı duyulan aşklar hakkında çok az konuşmuş ve saygısını kimseye karşı yitirmemiş bir edebiyatçıydı. Her kadının içten içe kıskandığı bir kadın olarak hafızalara kazınmıştır. Adının en son anan insan kim olur bilinmez fakat İkinci Yeni’nin satırlarında her daim yaşayan ve hafızalara “İkinci Yeni’nin gelini” olarak kazınan bir kadındır Tomris Uyar. Ardından söylenen ise her zaman her yerde “Bir adın vardı senin, peşinde de üç büyük şair…” olacağı aşikardır.

Yazı : Selda Salman

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*