KENT MÜLTECİLERİ

in İSTANBULLU

İSTANBUL’DA GÖÇMENLER

VE

MÜLTECİLER

 

İstanbul’da İç Göç Dinamiği

İstanbul, sadece Türkiye’de değil, bölgede de kendine yer yurt ve özellikle de iş arayan insanların çekim merkezidir. “Taşı toprağı altın!” benzetmesi ile sembolleşen İstanbul’daki insani hareketliğe benzer durum dünyanın çok az yerinde gözlenmektedir. İstanbul’un nüfus değişimi incelendiğinde; 1950’de 1.166.477 olan İstanbul nüfusunun 2015’e gelindiğinde 13 katlık bir artışla 14.657.434’e çıktığı görülmektedir. 1950’de Türkiye toplam nüfusu içinde İstanbul’un nüfusunun oranı % 5,6 iken, 1980’de %10,6’ya ve sonrasında devam eden hızlı artışlar sonucundaysa 2015’te % 18,1’e yükselmiştir. Bir başka deyişle, 1950’lerin başında Türkiye’de yaşayan her yirmi kişiden biri İstanbul’da yaşıyorken, bu sayı 1980’de onda bire, günümüzde ise beş kişide bire ulaşmıştır. Net göç sayısı son yıllarda düşmüş olmakla birlikte, İstanbul 2008-2014 yılları arasında yıllık 339 bin ile 439 bin arasında “yerli” göç almıştır. Sadece 2014 yılında İstanbul’a gelen ve yerleşen yerli göçmen sayısı 438.998’dir. Yani her bir gün İstanbul’a ortalama 1.202 kişi gelmektedir. 2014 yılı içinde 424.662 kişi de İstanbul’dan ayrılmış, böylece 2014’te net göç sayısı 14.336 olmuştur. Ancak net göç sayısı düşük olsa da, devasa hareketlilik dikkat çekicidir. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) çerçevesinde tespit edilen bu durum, Türkiye’deözellikle yerel yönetimler bakımından yönetilmesi oldukça zor bir duruma işaret etmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Planlama Müdürlüğünün Yaşam Kalitesi çalışmasında da ifade edildiği üzere, son yetmiş yılda İstanbul’un kentsel nüfus artışının ana kaynağı göçlerdir. Burada sözü edilen “göç-göçmen” ifadelerine İstanbul’da özellikle son beş yılda sayıları olağanüstü artan mültecilerin dâhil edilmediğini vurgulamak gerekmektedir. İstanbul’a göç akışlarının dinamiklerine yakından bakıldığında, İstanbul’un Türkiye’deki ana göç akışlarındaki merkezi yeri daha da açık görülmektedir. 1980 ile 1990 yılları arasında İstanbul, Türkiye’deki göçlerin % 9’unu alırken, 2010- 2015 yılları arasında ise % 17’sini almıştır. 2015 yılı itibarıyla İstanbul’da ikamet eden nüfusun % 45’i İstanbul doğumlu iken, % 55’i İstanbul dışında doğanlardan oluşmaktadır. İstanbul’un nüfus artışında göçlerin etkili olduğunun bir diğer kanıtı ise doğum oranlarının düşüş eğiliminde olmasına rağmen nüfus artışının devam ediyor olmasıdır.

İstanbul’a Yönelik Uluslararası Göç ve Mülteci Akını

İstanbul’un büyük cazibesi, uluslararası göçmenler ve özellikle de mülteciler için büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de ikamet izni bulunan yabancıların % 33’ü İstanbul’da ikamet etmektedir. Bu oranın “minimum” olduğu unutulmamalıdır, zira pek çok mültecinin başka illerde kayıt olmasına rağmen İstanbul’da yaşadığı da bilinmektedir. Sayıları kesin olarak bilinmemekle birlikte, 2016 yılı itibarıyla
İstanbul’da yaşayan T.C. vatandaşı olmayanların sayısının 1 milyon civarında olduğuna dair bilgiler mevcuttur. Türkiye’de yaşayan 3,1 milyonu aşkın Suriyeli mültecinin en az 540 bini de yani % 15 ile % 20 arasındaki bir oranı da İstanbul’da yaşamaktadır. Bu göçmenler özellikle Esenyurt, Başakşehir, Sultangazi, Küçükçekmece, Bağcılar, Zeytinburnu, Fatih ilçelerinde yoğunlaşmaktadırlar.

İBB Şehir Planlama Müdürlüğünün yaptırdığı “objektif ve subjektif kriterler üzerinden yaşam kalitesi” analizine bakıldığında, mültecilerin tercihleri ile yerel yönetimlerin mültecilere yönelik verdiği hizmetler bakımından ters bir korelasyon dikkat çekmektedir. İstisnalara rağmen, mültecilerin en fazla tercih ettikleri/barındıkları yerlerin, yoksulluğun yaygın, muhafazakârlığın-dindarlığın belirgin, sosyal çevrenin dayanışma gösterdiği ve nispeten yaşamın daha ucuz olduğu bölgeler olduğu görülmektedir. İBB’nin çalışmasında oluşturulan tüm indekslerden elde edilen sonuca göre, İstanbul’da en yüksek yaşam kalitesi değerini alan ilçeler Şişli, Beylikdüzü ve Beşiktaş ilçeleridir. Yaşamdan memnun olan ilk 3 ilçe ise Gaziosmanpaşa (%80,78), Çatalca (%79,67) ve Adalar’dır (%79,65). İstanbul’un 39 ilçesinde gerçekleştirilen 12 indeks başlığı altında toplamda 50 objektif ve subjektif kriter üzerinden belirlenen “yaşam kalitesi” konusundaki sonuçlara bakıldığında, genelde yaşam kalitesi bakımından dezavantajlı görülen ilçelerdeki mülteci sayılarının daha yüksek olduğu gözlenmektedir. İstanbul ortalamasının 59 puan olarak belirlendiği bu çalışmada İstanbul’un yaşam kalitesi en kötü durumda olan 6 ilçesinin Sultanbeyli, Sultangazi, Bağcılar, Esenler, Esenyurt ve Sancaktepe olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu ilçelerin hepsinin, mülteci yoğunluğu sıralamasında, nüfuslarına oranla, İstanbul ortalaması olan % 3,26’dan daha yüksek oranlarda mülteci barındırması dikkat çekicidir. Yani mülteciler, nispeten daha yoksul ve doğal olarak kaynakları az olan bölgeleri tercih etmekte, bu bölge insanları da mültecilere daha olumlu yaklaşmaktadır. Bu, hem duygusal bir dayanışma göstergesi hem de bu bölgelerin mültecilerin, geçim kolaylığı ve muhafazakâr yapılar nedeniyle daha kolay uyum sağlayabilecekleri alanlar olması şeklinde yorumlanabilir. Zaten mülteci kamplarındaki memnuniyet konusunda bazı uluslararası karşılaştırmalı çalışmalarda da mültecilerin kamp yaşamı memnuniyeti ile kampın teknik, lojistik altyapısı arasında ciddi bir ilişki bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Mültecilerin “yüksek duygusallığı”, yaşadığı iyi kalitedeki çadır ya da konteynerin ona sunduğu imkânlardan çok, daha fazla hangi toplumla hangi dayanışma kodları içinde yaşadığının ön plana çıktığını göstermektedir.

İSTANBUL’DAKİ SURİYELİ
MÜLTECİLER

Mülteciler için en önemli çekim merkezi olan İstanbul’da, mültecilerin sayılarını belirlemek, diğer yerlere göre oldukça zordur. Bu nedenle aynı anda farklı kurumlardan farklı sayılar alınabilmekte ve son derece dinamik olan süreç içinde sayılar inanılmaz bir artışla değişebilmektedir. İstanbul’da sayıların belirlenmesinde yaşanan iki önemli sorun daha bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, kayıtlama ve verilerin güncellenmesi sürecinin devam etmesi ve Mart 2016 sonrasında Suriyelilere ancak güvenlik soruşturması yapılmasının ardından GK statüsü verilmesi politikasıdır. Bu durum, GİGM tarafından kayıt altına alınmış olsalar da bir kısım (Aralık 2016 itibarıyla 300 bin civarındaki) Suriyelinin resmi istatistiklerde görünmemesine neden olmaktadır. Dolayısıyla, GİGM’nin kamuoyu ile haftalık güncellemeler şeklinde paylaştığı sayılar, sadece GK statüsü almış olanları kapsamaktadır. Bu durum Suriyelilerin genel ve il-ilçe bazındaki gerçek sayılarının ne olduğu konusunda bir karışıklığa
neden olmaktadır. GİGM’nin 1 Aralık 2016 tarihinde Türkiye’deki Suriyeliler için verdiği sayı 2,783,617 iken, bunun dışında 300 bini aşan sayıda ÖK yaptırmış, GK almak için güvenlik soruşturmasının sonucunu bekleyen Suriyeli bulunmaktadır. İkinci önemli sorun ise İstanbul özelinde yaşanmaktadır. GK ya da ÖK yeri başka il olsa da izinsiz olarak kendi istekleri ile İstanbul’a gelen çok sayıda Suriyeli mülteci bulunmaktadır. Bunların tam olarak sayısının bilinmesi neredeyse imkansızdır.

Aralık 2016 itibarıyla Türkiye’deki GK ve ÖK statüsündeki Suriyelilerin sayısı 2,790 bin +300 bin olmak üzere toplam 3,1 milyona ulaşmıştır. Yine aynı hesaplamadan hareketle ve Kasım 2016 itibarıyla İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün verilerine göre İstanbul’daki Suriyeli mülteci sayısı, 478.850’si GK, 60.212’si ÖK kapsamında olmak üzere, toplamda 539.062’dir. Bu sayının fazlasının olabileceği ama azının olamayacağı, yani “en az sayı” olduğu da unutulmamalıdır. Halen İstanbul’da yaklaşık olarak günde 700 GK işlemi yapılmaktadır. Ancak henüz kendilerine kayıt için randevu
verilenler ile sayıları çok azalsa da henüz kendilerine ulaşılamamış olanlar da dikkate alındığında, İstanbul’daki Suriyelilerin sayısının 600 binin üzerinde olduğu tahmin edilebilir.

“Kopuş”tan “Uyum”a Kent Mültecileri Suriyeli Mülteciler ve Belediyelerin Süreç Yönetimi: İstanbul Örneği başlıklı bu çalışmada aşağıdaki tabloda da görülen ilçe bazlı sayılar, İstanbul’da GK statüsündeki 478.850 Suriyeliyi gösteren resmi sayılardır. İstanbul’da toplam 60.212 ÖK altındaki Suriyelinin ilçelere dağılımı bilinmediğinden, tablolarda görülen sayılar sadece GK sayıları olarak verilmiştir. İstanbul genelinde kayıt altına alınmış Suriyelilerin sayısının en az 539.062 olduğu, bunun da GK kapsamındakilerin sayısına göre % 13 fazlalık gösterdiği dikkate alınırsa, tablolarda yer alan ilçe bazlı Suriyeli mülteci sayılarına % 10-15 fazlasının eklenerek gerçek sayıya ulaşılabileceği söylenebilir.

İstanbul’da yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeli mülteciler, farklı yoğunluk ve sayılarda da olsa İstanbul’un 39 ilçesinin tamamında bulunmaktadır. Suriyeli mültecilerin dağılımı ise oldukça belirgin biçimde Avrupa yakasında yoğunlaşmıştır. Kasım 2016 sayılarına göre İstanbul’da bulunan toplam 478.850 GK kapsamındaki Suriyelinin % 86’sı (411.318) Avrupa yakasında, % 14’ü ise (67.532) Anadolu yakasında bulunmaktadır. İstanbul idari olarak 25’i Avrupa, 14’ü ise Anadolu yakasında olmak üzere toplam 39 ilçeye ayrılmış durumdadır. İstanbul’daki 14,6 milyon nüfusun % 62,7’sini oluşturan 9,162,919 kişilik nüfus Avrupa, % 33,5’ini oluşturan 4,997.548 kişi ise Anadolu yakasında ikamet etmektedir. Mültecilerin ilçelere dağılımına bakıldığında hem Avrupa yakasında hem de İstanbul genelinde
en fazla sayıda Suriyeli mülteci barındıran ilk 3 ilçe Küçükçekmece (38.278) , Bağcılar (37.643) ve Sultangazi (31.426) iken, nüfusuna oranla en fazla Suriyeli mülteci barındıran ilk üç ilçe de yine Avrupa yakasında olan Zeytinburnu (% 8,63), Arnavutköy (%7,55) ve Başakşehir’dir (7,48). Anadolu yakasında en fazla Suriyeli mülteciye sahip ilçe ise 20.192 kişi ile Sultanbeyli’dir. Kendi nüfusunun % 6,57’sine ulaşan sayıdaki bu mülteci sayısı ile Sultanbeyli mülteci sayısında 39 ilçe içinde, nüfusuna oranla bakıldığında ise 5. sırada yer almaktadır. Anadolu yakasında Sultanbeyli ile birlikte Ümraniye (14.858) ve Sancaktepe (12.072 ) dışındaki 11 ilçedeki Suriyeli mülteci sayısı ise 5 binin altındadır.

Yazı : Doç. Dr. M. Murat Erdoğan

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*