LİDERLER VE SİYASETİN SESİ

in SİYASET/YUSUF KARUÇ

Bütün seslerin tek bir sese dönüştüğü ve o tek bir sesin hep aynı sözlerle tekrarladığı cümlelerin gittikçe büyüyen bir gürültüyle artık anlaşılmadığı günlerde, Türkiye’de siyaset kendine; hep ötekileştirilen ve ötelenen büyük ve sessiz bir kalabalığın nefesiyle, başka ve yeni sesler bulmuştur.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra iç ve dış siyasi, sosyal, askeri ve iktisadi nedenlerle Cumhuriyet, çok partili sisteme geçmiş ve halk 1950’li yıllarda ” yeter söz milletindir” diyen Adnan Menderes’in sözleriyle yeni sesine kavuşmuştur. O ses ;
1960’lı yıllarda Süleyman Demirel, 1970’li yıllarda Bülent Ecevit, 1980’li yıllarda Turgut Özal ve 1990’lı yıllardan sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın sesine ses vermiştir ama o sesler, bir zaman sonra her defasında kendi nefesiyle hayat verdiği liderlerinin sesiyle kesilmiş, bastırılmış, başkalaştırılmış, tek bir sese dönüştürülmüş ve o tek bir sesin hep aynı sözlerle tekrarladığı cümlelerin gittikçe büyüyen gürültüsüyle anlaşılmaz olmuş, kaybolmuştur ve bu nedenden ne yazık ki Türkiye’de hiçbir zaman halkın; siyasi seçimleriyle, hukukuyla, inancıyla, kendini özgür hissedebileceği bir demokrasi anlayışı yaşanmamıştır. ama buna rağmen Türkiye’de siyaset kendini Ankara’nın karanlık dehlizlerinde aramaktanda hiçbir zaman vazgeçmemiştir.

Ve bugün kendi çağının demokrasisini arayan ve aramaktan vazgeçmeyen o milyonlarca insanın nefesi Muharrem İnce’nin sesinde birikmiştir. Umarım Muharrem bey o karanlık dehlizden çıkıldığında bütün siyasi liderlerin yakalandığı o eski zaman hastalığına yakalanıp seslerini kaybetmez, kendini kutsanmış bir devlet sanıp, milyonlarca insanın arasından kaybolup sonunda gürültüye dönüşecek olan o tek sesin, kendi sesinin sahibi olmaz. Eğer öyle olursa korkarım ki o zaman o da kendi sesinin sağır eden gürültüsüyle bir halkın başka bir lidere nefesiyle ses verdiğini duyamayacak…

Yazı : Yusuf Karuç

yusufkaruc@istanbullu.tv

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*