LİMAN

in ŞİİR

Liman

gözümden yere bir damla kan damladı kırmızı
adım adım şehrin ışıklarını yaktım sokak sokak
içimde sonrasız bir yolculuğun iç bulantısı
galata rıhtımında eski bir liman kahvesi
hepyekten düşeşe günahlarım ve salkım saçak
avucumun içinde iki satır japon yazısı
bunun ne demek olduğunu öğrenemeyeceksiniz

rizel’li bir tayfanın anasına aradına sövdüm
nylon bir gömlek giymişti utanıyordu
elinden tuttum gece abanoz’a götürdüm.
kalbin cebimde bir yerimdeydi denize düşürdüm
köprüler açılmıştı üsküdar uyanıyordu
tophane rıhtımında oturdum yere tükürdüm
yere neden tükürdüğümü öğrenemeyeceksiniz

bıyıkları kazınmış bir liman sabahı kerpiç
vinçler beni allaha kaldırıyorlar
sağ gözümde yulaf sol gözümde pirinç
kamyonların ağzında bıçak benim ağzımda hınç
bir bacanım göğsünde çarmıh ötekinin mezar
şaraba girmiş tayfalar şaraba ve korkunç
neden böyle içtiklerini öğrenemeyeceksiniz

ben sustum kadehte rakı sustu çocuklar sustu
üstümüze yıkılan gökleri dinledik yürekten dinledik
bir kur’an dinlemek gibi anlaşılmaz bir histi
silici mıstık ağladı ayaklarımıza kustu
sonra kılıç kestik barbut attık büyük kumar oynadık
osman mızıkladı küstü osman ilkin bana küstü
osman’ın neden küstüğünü öğrenemeyeceksiniz

ellerim memelerinde kaldı yoksul türkan’ın
türkan’ı görmeyin türkan’ı köpekler gibi pişman
ben ismimi kaybetmişim yazdığım her şey yarım
haliç’te yaşlı bir şilep ağladı ben ağladım
kulaklarımın içinde çığlık çığlığa bir akşam
şu bulutları bir yerde görmüştüm tanıdım
nereden tanıdığımı öğrenemeyeceksiniz

Şiir : Attila İlhan

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*