PİCASSO’NUN İLHAM KADINLARI

in SANAT

 

Fernande With A Black Mantilla, 1905

İspanyol sanatçının ilk büyük aşkı, 1904’te tanıştığı ressamlara modellik yapan, asıl adı Amelie Lang olan Fernande Olivier (1881 – 1966) idi. Kötü bir çocukluk, ergenlik çağlarında yaşanan vahşet dolu bir evlilikten sonra Paris’in bohem dünyasına kaçan Olivier, önüne gelenle beraber olan özgür ruhlu ve son derece eğlenceli bir kadındır. Oysa Barselona’dan Paris’e geleli henüz iki yıl olan genç Picasso’nun kadınlarla deneyimi, fahişeler ve kendisini büyüten dini bütün Katolik kadınlarla sınırlıydı. Tanıştıkları andan itibaren Picasso’nun hem aşığı hem ilham perisi olur. Fernande, Picasso’nun Pembe Dönemi’ndeki pek çok tablosuna modellik yapar. Picasso, onun sayesinde Pembe Dönemi’nin şiirsel romantizminden uzaklaşır, hem modern Paris’in dinamizminden hem de bütün hayatı boyunca onu çekecek olan yeni bir çalışma biçimine yönelir.

Portrait of Fernande, 1906

Olivier, yedi yıl boyunca sanatında yeni yollar arayan Picasso’nun yanından hiç ayrılmaz. 1906 yazını ise Picasso’yu 20. yüzyılın en etkileyici resimlerinden biri kabul edilen Avignonlu Kızlar’a götüren İspanya Pireneleri’ndeki küçük, geleneksel Gósol köyünde geçirdiler. Avignonlu Kızlar’daki figürlerin yalın ve köşeli çizgileri, simetriyi reddeden yaklaşımı kübizmin doğuşunun habercisiydi. Paris’e yüzlerce taslak çizimle döndüler.

Les Demoiselles d’Avignon, 1907

Olivier, Picasso’nun en devrimci döneminde onunla birlikte oldu. Ama ilişkileri inişli çıkışlı, tutku ve kıskançlık doluydu. Picasso, Montmartre’daki stüdyosunun boğucu sıcağında çalışırken, sürekli onu yalnız bırakan Olivier’yi kıskançlık ve kızgınlıkla yiyip bitiriyor, Olivier de ressamın bu duygularını körüklemekten geri kalmıyordu. Ancak Picasso, ressam olarak başarıya ulaştığında Olivier’ye ilgisini de kaybetti. Olivier, 1911’de Picasso’nun kıskançlığını kışkırtmak için küçük bir İtalyan sanatçıya poz vermeye kalkışınca, ressam Olivier’in en yakın arkadaşı Eva Gouel (1885 – 1915) ile flört etmeye başlar.

Eva Gouel, 1912

Picasso, Fernande Olivier 1951’de ressamla anılarını kaleme aldığı Picasso et ses Amis adlı kitabını yayımlamaya kalkışana kadar da görüşmedi. Kitap, o zamanlar 70 yaşında olan Picasso’yu çok kızdırdı. Ama buna rağmen artık çok hasta ve yatalak olan Olivier’ye ölene kadar maaş bağladı. Anı kitabının tamamı Loving Picasso: The Private Journal of Fernande Olivier adıyla ancak 1988’de yayımlandı. Ancak anlattıklarının ne kadarı tam olarak gerçeği yansıtıyordu, ne kadarı Picasso’yu Eva Gouel’e kaptırmanın acısıyla yazılmıştı belli değil.

Asıl adı Marcelle Humbert olan Eva Gouel, Picasso için çok değerliydi. Picasso’nun onunla ilgilenmeye başladığı 1911’de bir başka ressamın Louis Marcoussis’in (1878 – 1941) kız arkadaşıydı. Büyük ressamın hayatında iz bırakan kadınlar arasında hakkında en az şey bilinen kadın odur. Picasso, kübist döneminde birlikte olduğu Gouel’in hiç resmini yapmadı. Ama kadınlarının hiçbirine göstermediği tutkulu aşkı tablolarına yansıttı. Pek çok kez kübist tablolarına yazdığı Ma Jolie (Tatlım Benim) kelimelerinin Eva’ya aşk itirafı olduğunu söyledi. İlişkileri Eva Gouel, 1915’te 30 yaşında tüberkülozdan ölene kadar devam etti. Picasso, bu ölümle perişan oldu, ama bu onu kısa süreli pek çok ilişki yaşamaktan alıkoymadı, evlenene kadar.

Pablo Picasso ve Olga Khokhlova, 1917

1917’de yazar arkadaşı Jean Cocteau’nun ısrarlarına dayanamayıp Ballets Russes tarafından sahneye konan Parade balesinin dekorlarını yapmak üzere İtalya’ya gider. Bu seyahatin iki çok önemli sonucu oldu: 1918 yılının Temmuz ayında Paris’te evleneceği balerin Olga Khokhlova (1891 – 1955) ile tanışır ve Roma’da klasik sanatın derin ve çarpıcı yönünü keşfeder. Olga Khokhlova ile evlenir. 1920’lerin başında yeniden klasisizme geri döner. Picasso’nun yaptığı Khokhlova’nın portreleri, 19. yüzyılın ustalarından Jean Auguste Dominique Ingres’den esinlendiği eserlerdir.

Portrait of Olga In An Armchair, 1917-18

1921’de doğan ilk çocuğu Paulo’nun annesi olan Olga, Picasso’ya kafa tutabilen pek az kişiden biriydi ve evlerinden kavga gürültü eksik değildi. Olga yüksek sosyetedendi ve resmi toplantılardan, etkinliklerden, eğlencelerden hoşlanıyordu. Başlangıçta Picasso’nun çok işine yarayan bu ilişkiler, bir süre sonra sıkıcı gelmeye başladı. Ressam doğası gereği bohem bir yaşam tarzına sahipti. Hırslı Olga Khokhlova’nın artık zengin olan sanatçıyı evcimenleştiren tutkusu çok geçmeden ilişkilerini parçalarken, Olga giderek daha çok şüpheci olmaya, kıskançlık nöbetleri geçirmeye başladı. Picasso ise ona aldırış etmeden bildiği gibi yaşamayı sürdürdü. Ama ne kadar sadakatsiz olursa olsun, “Bir erkek asla karısını terk etmemelidir” anlayışı yüzünden Khokhlova’yı terk etmedi.

Marie-Thérèse Walter

Sanatla uzaktan yakından ilgisi olmayan, 17 yaşındaki Marie-Thérèse Walter (1909 – 1977) ile 1927’de Galeries Lafayette mağazasının kapısında karşılaşır Picasso, hemen sevgili olurlar. Picasso, Olga ile evliyken yaşadığı bu ilişkiyi rahatça sürdürebilmek için, genç sevgilisine evinin karşısında bir daire tutar. İlişkileri sekiz yıl sürer. Picasso Marie-Thérèse Walter’i özellikle 1930’lardan sonraki resimlerinde gözlenen güçlü erotizmini yansıttığı pek çok eserinde ölümsüzleştirir. Picasso’nun ünlü Vollard Suite çizimlerinin çoğunun ilham kaynağı Marie-Thérèse’dir.

Marie-Thérèse ressama deli gibi aşıktı. Bir gün onunla evleneceği umuduyla yaşasa da bu hiç gerçekleşmedi. 1935’te Marie Thérèse’den Maya adında bir kızı olur, tam da o sırada Olga Khokhlova onun varlığını öğrenir. Picasso’dan derhal boşanmak ister, ama ressam bunu kabul etmez. Nedeni ise Olga’dan vazgeçememesi değil, Fransız yasaları gereği yapmak zorunda olduğu mal paylaşımına yanaşmamasıydı. Çift pratikte ayrılsa da, resmen hiç boşanmadı. Olga, Picasso’yu ayrılığa razı etmek için her yolu dener, yıllarca ressamı nefret mektupları bombardımanına tutar, gördüğü her yerde hakaret yağdırır, sevgililerine sataşır. 1936’da Picasso Marie-Thérèse’yi de Dora Maar (1907 – 1997) için terk eder. Marie-Thérèse Picasso’nun 1973 yılında ölümünden dört yıl sonra kendini asarak intihar eder.

Dora Maar ve Pablo Picasso

Asıl adı Henriette Theodora Marković olan 29 yaşındaki Dora Maar, sürrealist sanat çevreleriyle içli dışlı bir fotoğrafçı ve ressamdı. Picasso’nun dehası ve birikimiyle boy ölçüşmeye en çok yaklaşan kadın odur. Picasso, kuzguni siyah saçlı, büyüleyici bakışlı bu genç kadını ilk kez, şair arkadaşı Paul Éluard ile otururlarken görür. Picasso daha o an, hem güzelliği hem de masada oynadığı tehlikeli bıçak oyunuyla Dora Maar’ın etkisi altında kalır. Maar bıçakla elini kestiğinde kanıyla lekelenen eldivenlerini saklayıp saklayamayacağını sorar. Sonraları paylaştıkları apartman dairesindeki bir rafta bu eldivenleri sergilerler.

Guernica, 1937

Sanatçı Man Ray’in sürrealist ikon diye tanımladığı Dora, Picasso için de esin perisi idi. Maar, Picasso’nun siyasal sorumlulukla eser verdiği dönemde onun partneri oldu. Ağlayan Kadın (The Weeping Woman) tablosu, İspanya İç Savaşı için Maar’ın içinde kopan fırtınaları yansıtıyordu. Picasso’nun şaheseri Guernica üzerinde çalışırkenki halinin fotografik kaydını da Maar tutmuştu. Hatta Picasso başlangıçta resimdeki ölüm meleğine onun fiziksel özelliklerini yansıtmıştı.

Portrait de Dora Maar, 1937

Picasso, Dora’yı genellikle hep çok güzel ama çok da hüzünlü resmetti. “Benim için o, ağlayan kadın. Yıllarca onu hep işkence görmüş şekilde çizdim. Ne sadistliğim yüzündendi bu, ne de bundan memnun oldum, yalnızca beni zorlayan bir imaja boyun eğdim. Gerçek buydu.” 1944 yılında Picasso onu Françoise için terk ettiğinde akli dengesini tamamen kaybetti ve hastaneye kapatıldı. Uzun süren tedavilerin ardından Maar tekrar resim yapmaya başladı, Paris’te sergiler açtı. Ama ne yaptıysa bir daha kendini tam anlamıyla toparlayıp, ayakları üzerinde durmayı başaramadı. 1997’de yoksulluk içinde tek başına öldü.

Françoise Gilot ve Pablo Picasso, 1948 (Fotoğraf: Robert Capa)

Dora Maar’ı uğruna terk ettiği Françoise Gilot, tanıştıklarında sanat için hukuk öğrenimini bırakmış 21 yaşında genç bir kızdı. Ama yaşına, deneyimsizliğine rağmen öyle aklı başındaydı ki hiçbir sevgilisinin yapamadığını yapıp, 63 yaşındaki Picasso’nun kötücül tarafları ve huysuzluklarıyla baş edebildi.

Portrait de Françoise, 1946

Dokuz yıl birlikte yaşadılar. Picasso’nun Gilot’tan iki çocuğu oldu: 1947 yılında Claude ve 1949’da Paloma. Ününün ve zenginliğinin doruğuna ulaştığı bu dönemde, Gilot’un özeliklerini bir dizi parlak resim ve çizimde yakaladı. Bu beraberlik 1953’te sona erdi. Françoise Gilot, ressamı terk etti. 11 yıl sonra yazdığı Picasso ile Yaşam kitabı ise aralarındaki tüm bağı kopardı. Picasso, Gilot’a öyle kızmıştı ki kitabın yayımlanmasının ardından çocukları Claude ve Paloma’yı görmeyi reddetti. Gilot, 1970’te çocuk felci aşısını bulan Amerikalı bilim adamı, doktor Jonas Salk ile evlendi.

Françoise Gilot, ünlü ressamı aristokrat masallarındaki çok sayıda karısını öldüren seri katil Mavi Sakal’a benzetir. Gilot, ressamın Paris yakınlarındaki şatosuna yaptığı bir ziyareti şöyle tasvir eder: “Bir dolabı açıp baksam eski karılarını boynundan asılı bulacağımı sanırdım… Küçük özel müzesinde topladığı kadınların kafalarını kesmek istiyormuş izlenimi veren bir Mavi Sakal yanı vardı.”

Geneviève Laporte

1951 yılının Mayıs ayında Picasso, 24 yaşındaki Geneviève ile aşk yaşamaya başlar. Ancak Françoise Gilot’un bu ilişkiden haberi olmaz. Tanışmaları 1944’e dayanır. O yıl, 17 yaşındaki Geneviève Laporte, okul gazetesi için Picasso ile röportaj yapar. Yıllar sonra sanatçıyı stüdyosunda ziyaret etmesi ile ikili arasında aşk kaçınılmaz olur. İlişkileri son derece gizli sürer. Laporte, Picasso’nun yanına taşınma teklifini reddeder ve tam da Françoise’nin ressamdan ayrıldığı sırada Picasso’yu o da terkeder. 1972’de bu ilişkiyi kamuoyuna duyuran Laporte, 2005’te gizli ilişkileri sırasında Picasso’nun çizdiği 20 tabloyu açık artırmaya çıkarır.

Les Cavaliers d’ombre, 1954

Picasso’nun aşklarından sonuncusu ise, 27 yaşındaki Jacqueline Roque (1927 – 1986) idi. Vallauris’de Picasso’nun seramiklerini yarattığı Madoura Pottery Studio’da 1954’te tanıştılar. Picasso’nun ilk evliliğini yaptığı Olga Khokhlova, 1954’te hayatını kaybetmişti. İkinci evliliğini Jacqueline Roque ile yapar.

Jacqueline Roque ve Pablo Picasso

Roque’nin 400’den fazla portresini yapar. Bu resimlerin en önemli yanı, 70 yıl sonra Picasso’yu yeniden en başa, neredeyse Mavi Dönemi’ndeki çizimlerine geri döndüren klasik hareketsizliği ve Roque’nin özelliklerini dikkatle yansıtmasıydı. Jacqueline ile yaşadığı yıllar, Picasso’nun en verimli dönemlerindendir. Diğer aşklarının hepsinden çok Jacqueline’i çizer. Öyle ki, bir yılda neredeyse 70’den fazla portresini yapar. Picasso 8 Nisan 1973’te öldüğünde 20 yıldır onunla beraberdi. Jacqueline, Picasso’nun çocukları Claude ve Paloma’nın cenazeye katılmasına engel olur, mülklerinin paylaşımı konusunda bütün çocuklarıyla mücadele etse de, Picasso Müzesi’nin yaratılmasında tam tersi bir tutum alıp hepsiyle işbirliği yapar. 1986’da ise intihar eder.

Portrait of Jacqueline Roque

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*