ZAMAN KAYBOLMAZ

in YUSUF KARUÇ

Sokak lambaları sönmüş, laciverdi bir gecenin son damlası külrengi bulutlarının arasında kararsız bir günün ilk ışımasına, dakikalar sonra da sarı bir bahar sabahına bırakmıştı kendini, kırmızı kiremitli çatıların üzerinden beyaz kanatlarını mavi bir boşluğun içerisine düşermiş gibi bırakan martıların sesleri, caddeden hızla geçen arabalar, köprüden telaşla gelip giden metro, Haliç’in üzerinde ki yolcu vapurları hepsi birden bir yerden başka bir yere şehrin seslerini taşıyorlardı sanki ve ben uykusuz, ve yorgun bir geceden özleyerek uyanmıştım artık neredeyse seslerini ve yüzlerini unuttuğum o insanları ve bir zamanlar onlarla yaşadığım o zamanları gördüğüm bir rüyadan.

Dışarı çıktığımda, bir bahar meltemi, bir yaz hevesi heryerde, Hafızamın unuttuğu bütün o hatıraları kendi hafızasında saklayan şehre bırakmak istiyordum şimdi kendimi. Geçen binlerce yılın ve milyonlarca sesin arasından sadece bana ait olanları bulmak, onları duymak ve yıllar önce yaşanmış olsalarda hala bu anın içindelermiş gibi o insanları şehrin bana onları hatırlattığı gibi yeniden görmek istiyordum. İçimde bir aynanın kırılması gibi her parçası ayrı bir yere dağılmış ve her parçasının yansımasında aynı yerin başka bir görüntüsünü gösteren o küçük cam parçaları gibiydi içimde hayat. Yaşadığım anın içinde kaybolan hatıralarımı şehrin bana yeniden hatırlatmasını istiyordum.
Kasımpaşa iskelesinin önünde ki banka oturdum. Herkes de bir telaş vardı. Ülke birkaç saat önce tarihinin en önemli oylamalarının birinden çıkmış ve yeni bir geleceğe yürümek için karar vermişti bununla ilgili yapmam gereken bir yayın toplantısı, görüşmelerim ve haberler vardı. Bense Telefonumu kapatmış. Annesinin ellerinden kaçıp, hızla iskeleye doğru koşarken bir yandan da ışıklı ayakkabılarına bakmaya çalışan çocuğu bekliyordum. Belki zamanın bir yerinden çıkıp gelirler.

Çünkü biliyordum şehir unutmazdı,
Deniz unutmazdı,
Yürüdüğün yollar ve sokaklar unutmazdı.

Unutmak, unutmaya çalışmak çaresiz bir kaçıştı insanın kendisinden ve rüyaların en kötüsü bir zamanlar gerçekten yaşadıklarımızdı …

Yazı : Yusuf Karuç

yusufkaruc@istanbullu.tv

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*