TÜRKİYE’DE İLK GENEL SEÇİM

in SİYASET

Türkiye’de ilk genel seçimler 1876 yılının son aylarında başlamıştır. Seçimlerle ilgili hazırlanan geçici düzenlemeler, Kanun‐i Esasi adlı ilk Osmanlı anayasanın ilanından önce tamamlanmış ve uygulamaya konulmuştur. İstanbul için ayrı, taşra için ayrı seçim düzenlemeleri yapılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin geleneksel siyaset anlayışını benimsemiş yönetici eliti, anayasa ve parlamento kurumlarından oldukça rahatsızdır. Devlete hizmet etmekte olan atanmış üst düzey yöneticilerin herkesten fazla “yönetmeye” hakkı olduğu düşünülmekte ve seçilecek mebuslar için şu tür eleştiriler duyulmaktadır. “Bir takım medrese mahsulleri ve çiftlik ağaları dakaik‐ i siyaseti, hidmet‐i devletde efnayı ömr edenlerden iyi mi bilir?”

Dönemin anayasa ve parlamento savunucularının başında gelen Namık Kemal, göreli demokratik gelişmelerden rahatsız olanların getirdiği eleştiriye şu yanıtı verir:

“Hele bir kere meydan‐ı imtihan olan meclis‐i hürriyet açılsın görülür ki kimsenin hayal ve hatırına gelmeyen efendilerden ağalardan nice mahir‐i akval olacak hutebâ ve zekâya zuhur eder.”

Daha 1876’da anayasanın hazırlandığı ve bir parlamento açılması öngörüldüğü sırada başlayan anayasa ve parlamento tartışmaları zaman zaman sertleşmiştir. Parlamento açılması konusunda değişik fikirler ileri sürülmüş, hatta parlamentonun bir tür bölücülük olduğu, ülkeyi parçalanmaya götüreceği iddia edilmiştir. Her etnik ve dini gurubun kendi çıkarını öne çıkaracağı, bunun da bir çatışma yaratacağı ve dağılmayı hızlandıracağı ifade edilmiştir. Oysa parlamento ve anayasa yanlıları için, anayasa ve parlamento dağılmayı önleyecek, Osmanlı birliğini kuracak başlıca araçlar olarak görülmüştür. Gerçekten de seçimle gelen meclisin kompozisyonuna bakıldığında yaklaşık 1/3’ü gayrimüslimdir. Müslümanlar içinde Türk’ten başka Arap, Arnavut, Kürt gibi unsurlar vardır. Beklenenin tersine mebusların büyük bir ciddiyet ve sorumlulukla görevlerini yaptıkları, bölge, din, etnik köken milliyetçiliği yapmadıkları görülür. Meclis Zabıtları incelenirse mebusların yasa görüşmelerinde ne kadar hassas oldukları ve bölücülük değil, tersine daha meşruti (demokratik) bir Osmanlı siyasal sistemi yaratmak arzusunda oldukları hemen farkedilir. Bu meclisin II. Abdülhamit tarafından kapatılmasının da Türkiye’nin demokrasi tarihinde, telafisi olanaksız büyük bir fırsatı kaçırılması olarak değerlendirilebilir.

1876 yılında yayınlanan seçimlerle ilgili geçici düzenlemeye göre İstanbul’da seçmen olabilmek için en az bir yıldan beri İstanbul’da oturmak ve emlak sahibi olmak gereklidir. İkamet ettiği yerde değil de başka bir yerde emlâki olanlar bunu kanıtlamak zorundadırlar. Bu maddede yer alan kayda göre asker (asakir‐i nizamiye ve zabitandan) olanların emlâk sahibi olsalar bile, seçmen olabilmek için, en azından teğmen (mülâzım) rütbesinde olmaları şart koşulmuştur. Dolayısıyla daha aşağı rütbedeki askerler oy kullanamayacaklardır. (İstanbul için: Öngörülen nitelikleri taşıyanlar için bir liste hazırlanacaktır. Ancak bir dilekçe ile bizzat başvurup aday olabilecekleri gibi, seçmen niteliğine sahip 300 kişi tarafından da yazılı olarak önerilebileceklerdir.)

Mebus seçilebilmek için gereken şartlar arasında şunlar vardır: (Elbette er‐ kek olmak dışında) a) Bir mebusun herkesin tarafından inanılır ve güvenilir olması, bunun için de halk arasında ahlakının ve gidişatının temizliği ile tanın‐ mış ve bilinmiş olması; b) Devletin resmî diline (Türkçeye) vâkıf olması; c) 25 yaşından aşağı olmaması; d) Ömründe hiç bir cinayet veya politik suçla mah‐ kûm olmamış bulunması; e) Memleketinde az çok emlâk sahibi olması; f) Osmanlı Devleti uyruğundan olması koşulları aranacaktır.

Birinci Meşrutiyet dönemindeki iki genel seçim de geçici düzenlemeler e‐ sas alınarak yapılmıştır. Meclis‐i Mebusan’da 1877’de bir seçim yasası (İntihab‐ı Mebusan Kanunu) kabul edilmiş, ancak II. Abdülhamit imzalamadığı için yü‐ rürlüğe girememiştir. II. Abdülhamit bu yasayı 1908’de, II. Meşrutiyet’te onay‐ lamak zorunda kalacaktır. 1877 yılında yapılan bu yasa 1946’ya kadar, bazı değişikliklerle yürürlükte kalmıştır. (1942 tarihli kanun aslında, 1877 tarihli kanunun değişikliklerle meydana gelmiş halini toparlayan bir kanundur, yenilik içermez.) Bu seçim kanununa göre birinci seçmenlik, ikinci seçmenlik ve mebusluk şartları şöyle belirlenmiştir.

Birinci seçmen olabilmek için (madde 8 ve 11) 25 yaşını ikmal etmek, hukuk‐ı medeniyeden sakıt olmamak, ecnebi olmamak veya ecnebilik iddia etmemek, iflas ile mahkûm olup da iade‐i itibar etmek, mahcuriyete hükm olunub da fekk‐i hacr edilmek gerekmektedir. İkinci seçmen olabilmek için (madde 22) birinci seçmenlik şartlarına ek olarak hizmetkârlıkta bulunma‐ mak, suiahval ile müştehir olmamak, cünha ve cinayetle mahkûm olmamak ve az çok vergi vermek gereklidir. Mebus olabilmek için ise (madde 17) ) ikinci seçmenlik şartlarına ek olarak (az çok vergi vermek hariç olmak üzere) 30 yaşını ikmal etmek ve Türkçe bilmek şartı aranmaktadır.

YAZI : MEHMET Ö. ALKAN

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*