YALANLAR

in SİYASET/YUSUF KARUÇ

Günlerdir televizyonlarda, sokaklarda, siyasi sloganları ve seçim vaatlerini duyduğumda; Kübalı yazar Jose Marti’nin Bulantı adlı kısa öyküsünün başlangıcında ki, o keskin ve sade cümleyi hatırlıyorum. Parazitli Radyodan odanın içine dağılan seslerin arasında;
“Yalanların senin kandıran yalanların” diye başlıyordu öyküsüne yazar Jose Marti.

Ve yüzümde soğuk bir tebessümle Luka Maksimoviç’i anımsıyorum.

Yalan değil, alışılmış siyasetin gerçek yüzü ve sesiydi o, beyaz bir atın üzerinde, beyaz takım elbisesiyle, gittiği her yerde beni sizler var ettiniz diyordu. Kalabalık mitingler yapıyor, halk onu dinliyor ve alkışlıyordu. Herkes doğruları söylediğine, dürüst biri olduğuna inanıyordu; yoksulluğu sevmiyor, eşitliği savunuyor, ayrım yapmadan her türlü yolsuzluklarla, herkesin parasını nasıl çalacağını anlatıyordu ve sadece tek bir isteği vardı; falcıların onu başkan olarak ilan ettiği, ölülerin bile rahatlıkla oy kullanabildiği ülkesinde, bir yıl önce ki yerel seçimlerde %20 oy almış ” Sarmayı Tatmadın ” partisi lideri olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkınında onu Ülkenin başkanı olarak seçmesi ve Devleti soyarken onunla uğraşmamalarıydı.

Komik geliyor değil mi ?
Gülüyorsunuz belki ?
Yalan değil.

Luka Maksimoviç o bir komedyen. Politik hiciv amacıyla yayınladığı seçim kampanyası videosunun aşırı ilgi görmesi ve takipçilerinin isteğiyle 2016 yılında ” Sarmayı Tatmadın Partisi ” adıyla katıldığı Sırbistan’da ki yerel seçimlerde % 20 oy aldı. 2017 yılında katıldığı Cumhurbaşkanlığı seçimlerini %10 oyla 3. sırada bitirdi.

Onun yaptığı bir komedyenin şakası değildi, ona oy verenlerde şaka yapmıyordu. Büyük usta Ahmed Arif’in bir şiirinde;
“Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri”, diye mısralaştırdığı bir çağın bir neslin tepkisiydi. Zamanın kaybolmadığı, mesafelerin kalmadığı, en uzak sesin yankısının dakikalar içerisinde dünyanın her yerinden duyulduğu, geçmişin ve geleceğin sonsuz bir şimdiye hapsolduğu bir çağda; siyasetin, yine siyasetçiler tarafından bütün ilmini kaybedip, çıkar ve menfaat bataklığına sürüklendiği, miting meydanlarının ve ekranların bir hacivat karagöz sahnesine, kahvehane sohbetine döndürüldüğü, Dünyayı hala kendi kasabaları zanneden siyasetçilere bir yansımada kendilerinin nasıl görüldüklerini gösteren bir tepkiydi.

Çünkü artık siyaset değişti.

Çünkü artık siyasetin dili, yüzü ve sesi değişti.

Ve bugünün siyasetçileri, bu dili konuşmak, bu sesi duymak bu yüzü tanımak istiyorlarsa, siyasetin bir komedi sahnesine kendilerininde kötü şakalar yapan komedyenlere dönüşmelerini istemiyorlarsa  sokaklarda gençlerin gözlerininin içine bir baksınlar çünkü orası geleceğin dünyası çünkü orası aynı anda şimdiyi ve geleceği gösteren bir ayna. O aynada bugün görülmeyenler bir daha hiçbir zaman siyasette bir yüz bulamayacaklar kendilerine ve hiç kimsenin duymadığı seslerini kaybedecekler …

Ve Luka Maksimoç’in bir röportajında söylediği gibi; işte siyaset ve mizah; komik, trajik ve acı ….

Yazı : Yusuf Karuç

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*